Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
W 34 / Hazret-i Yûsuf ---------------------------------------------------------------- Gömleğini soyan kardeşlerine Yûsuf: “Ey kardeşlerim! Gömleğimi verin, ölürsem bana kefen olur, sağ kalırsam bana libas olur.” dediyse de vermediler. Yûsuf’u kuyunun yarısına kadar sarkıtınca, düşüp ölsün diye ipi kestiler. Kuyuda su vardı. Düşünce kuyu nun kenarındaki bir taşa tutundu. Ayağa kalkıp belki kardeşlerim merhamete gelip icâbet ederler ümidiyle nida etti. “Ölmemiş!’’ diye başına taş atmak istedilerse de Yehûda mânî oldu.15 Bu esnada Hazret-i Mele-i Âiâ’dan SidretüTMünte- hâ'daki Cibril’e bir nîdâ erişip: O D . p “Kuluma yetiş!"buyuruldu. Cebrail, Yûsuf’u tutup kuyuda bir taş üzerine oturt tu. Ona cennet taamından yedirdi, içeceğini içirdi. Ona Halilullah İbrahim'in gömleğini giydirdi. Hasan-ı Basrî der ki: Yûsuf kuyuya atıldığında oni- ki yaşında idi. Babası Yâkub ona kırk sene sonra mülâ ki oldu. Kuyu, çok korkulu bir kuyu idi. İçinde yılanlar, ak repler ve şâir haşerât mevcut idi. Birbirlerine dediler ki: “Yerlerinizden dışarı çıkmayınız! Çünkü bu gün kuyuya enbiyâdan bir nebi gelmiştir. Fakat bir yılan Yûsuf’a 15. Rûhu’l-Beyân 2/146

