Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Niçin Yaratıldık? / 103 “Üç zümreye dünyâ ve âhiret fitnesi dokunmaz: “Kadere iman ve ikrar eden, nücûma itibar etmeyen, sünnetime tam sarılan!” Bu sebeble kader-i İlâhîyi unutup müneccimleri tas dik etmemek ve imanı bulandırmamak gerekir. t Âyetde iki noktaya işaret vardır: Birincisi mevhibe-i iiâhîyye olarak bazı makamâtın tadını alan, bazı müşâhedelere nâil olan, sonra hatalarının son derece münasebetsizliği ve nimetlere karşı sû-i edebi sebebiyle kendisinden bu hal alınan kimse halini düzelt meye gayret edip Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinden ümidini kesmemeli ve iblis gibi küfran-ı nimet etmemelidir. Üstelik her bakımdan perdelenmekle ve kapılar yüzüne kapa tılmakla mübtela kılınsa bile şart-ı ubûdiyet olarak, yine Rabbine müracaat etmeli. Âdem -aleyhisselâm- gibi kendi zulmünü kendi nefsine izâfe ederek hatasını itiraf etmeli ki Rabbi onu düştüğü hatadan kurtarıp hidayete ulaştırsın. Allah’ın kullarına rahmet ve nimetlerinden birisi de, kul nef sine zulmetmekte İleri gidip sonra tevbe ile Rabbine rucû ettiğinde Rabbini gafur ve rahim olarak bulmasıdır. İkincisi afv-ı İlâhîye nâil olmanın serinliğini ve iba detin halâvetini tadan bir kimseye gereken, kendisini masum ve mutahhar addetmemek, gözlerinden hicabla- rın kalktığı zannına kapılmamak, aslâ ucbe düşmemek, yani kendisini beğenip başkalarına hakaret gözüyle bak- mamakdır. Allah’ın mekrinden de emin olmamalıdır. Bu hallerin mezmûm olduğu bilinmelidir.

