Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
68 / Yûnus Sûresi ve Hûd Sûreleri Tefsiri mucizesi olduğunu idrak etmeyerek kendinin istidracı zannıyla denize yürümeye cür’et etti ve Cibril-i Emîn de bir kısrak üzerinde önde bulunduğundan Fir'avn’ın atı kısrağın arkasından sür'atle yürüdü. Askeri de onu takib etti. Askerinin önü denize çıkmaya yaklaşdı ve arkası tamamen denize girince emr-i İlâhî üzerine deniz hemen birbirine kavuşdu, askeri ve kendisi, bir ferd hâriç olmak sızın garkoldular. Fir’avn hayatından ümidini kesince hâl-i ihtizârında mücerred tevhidi ikrarla halasını rica eder ve savt-ı bâlâ ile ağlar olduğu halde: -"Ben, Benî İsrail’in îmân ettiği ma’budaîmân ettim ve müslimîn zümresindenim” dedi. Fakat yeis halinde olduğu için bir fayda vermedi. Âyet-i celîlede beyân olduğu veçhile Fir'avn’ın be deni dışarıya çıkarılmıştır. Bedeninden maksat, ruhdan hâlî cesed-i mülevvesidir ve suretinde bir değişiklik arız olmaksızın herkesin onun Fir’avn olduğunu tanıyabi leceği bir sûretde denizden çıkarılmasıdır ki Fir’avn’ın ulûhiyyetine itikad edenlerin şüpheleri zâil olsun. Çünkü Fir’avn’un hâşâ ulûhiyyetini itikad edenler eğer Fir’avn’un lâşesini görmeseler, “askeri garkolmuş ise de kendisi garkolmadı, zira ilahdır ve berhayatdır, birtarafdan çıkar gelir” zannında bulunacaklardı. İşte şu itikad-ı bâtılı ta mamen izale etmek için Cenâb-ı Hak, Fir’avn’ın lâşesini herkese göstermişdir ki, hakikat meydana çıksın ve din-i hak zâhir olsun, zâlimlerin akıbetlerinin helâk olduğunu herkes bilsin, zulümden çekinsinler ve âbidler de kemâl-i neşât ile ibadetlerine devam imkanı bulsunlar. Şu halde Fir’avn’un lâşesini denizden çıkarmakta Allah’ın kulları için bir çok menfaatler olduğundan Cenâb-

