Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
162/ Yûnus Sûresi ve Hûd Sûreleri Tefsiri Şuayb -aleyhisselâm- enbiyâ arasında “Hatîbü’l- Enbiyâ" diye tesmiye olunurdu. Şu sebeble ki, kavmiyle gayet güzel muhavere eder ve suallerine cevabda kemal i iktidarı zâhir olurdu. Bir başka hususiyeti de çok ağlar olmasıdır. Birkaç defa gözlerini kaybedesiye ağladı. Cenâb-ı Hak sonunda gözlerini iâde edip: - Ey Şuayb! Bu ağlama nedir? Cennet iştiyakından mı, cehennem korkusundan mı? diye vahiy ile sual et- tikde: - İlâhi! Yâ Rabbi! Sen bilirsin ki ne cennet iştiya kından, ne de cehennem korkusundandır. Muhabbe tin kalbime yerleşmişdir. Bir de bir endişem vardır: “Cemâlini müşâhede edebilmek.” Eğer sana nazar edebileceksem hiçbir şeye gam yemem, dedi. Cenâb-ı Hak vahyedip: - “Sözünde sâdık olduğuna göre cemâlimi seyret mek sana mübârek olsun ey Şuayb” Bu sebeble Kelîmim Mûsâ bin İmran'ı da sana hadim olarak veriyorum!” İşte mukarrebînin hali budur. Onlar, ehl-i gafletin zıd dına Allah’ın rızâsını her şeyden evvel düşünmüşler, hal kın rızasını en sona bırakmışlardır. Muhabbet-i ilâhîyye kalblerini sardığından dolayı iki dünyaya da göz ucuyie bile nazar etmemişlerdir. Onlar Cenâb-ı Hakk’a tahsis-i nazar ettikleri için hakiki manasıyle hür kullardır. İnsanlar da onları anlayış derecelerine göre sıralanırlar. Allah Teâlâ, enbiyâ-aleyhimü’s-selâm-’ı insanların bâtın gözlerini açıp gafletlerini gidermek, Allah'a ibadetle

