Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
154 / Yûnus Sûresi ve Hûd Sûreleri Tefsiri Lut, “Ey kavmim” dedi. “İşte kızlarım, onlar sizin için daha temizdir. Artık Allah’dan korkun. Müsafirlerimin yanında beni rüsvay etmeyin. İçinizde aklı başında bir adam da mı yok?” Dediler ki, “And olsun, senin de bildiğin gibi bi zim senin kızlarında hiç bir hakkımız yoktur. Sen bi zim ne istediğimizi elbette bilirsin.” Lut “Âh!” dedi, “sizeyetecek bir kuvvetim olsay dı, yahud sarp bir kaleye sığınabilse idim!” Elçi melekler, “Ey Lût! Emin ol biz Rabbinin el çileriyiz. Onlar sana kat’iyyen dokunamazlar. Sen hemen gecenin bir kısmında ehlinle yürü, yola çık. İçinizden hiç biri geri kalmasın. Yalnız karın müstes na. Çünkü kavmine çarpacak azab ona da çarpacak tır. Onlara va’d olunan helak zamanı sabah vaktidir. Sabah vakti de yakın değil midir?” dediler. Azâb emrimiz gelince o memleketin üstünü altına getirdik ve tepelerine pişirilmiş balçıkdan, istif edil miş taşlar yağdırdık. Ki o taşlar Rabbinin katında hep damgalanmışlardı. Onlar zalimlerden uzak değildir, (yani her birisi bir zalimi bulur ve tepelerdi.) Cibril’in, Semûd kavminin memleketini deniz seviye sinden itibaren kanadına alıp semaya yükselttiği, hatta ehl-i semanın köpeklerin seslerini ve horozların ötüşlerini işittikleri, Cibril’in kanadıyle göğe kaldırılan memleket üzerindekilerden kimsenin uyanmadığı, bir bardağın bi le dökülmediği, sonra Cibril’in o memleketi alt üst ettiği

