Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
98 / Hazret-i Osman aleyhisselâm- her âyetin yerini, hangi sûrenin neresine yazılacağını bildirirdi. Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazret leri de o tertîb üzerine yazılmasını vahiy kâtiblerine em rederdi. Ashâb-ı Kiram da hep bu tertîb üzere Kur’an-ı Kerîm’i zabteylerdi. Fakat Ashâbın bazısı da Kur’an-ı Kerîm’in tamamını ezberlerdi. Vakt-i Seadette Ashab-ı kiram Kur’an-ı deriler üze rine, tahta veya kemikler üzerine yazıp cem’ederlerdi. Fakat bir yere cem’olunmamıştı. Zaman-ı Seadet'te pek çok kurrâ, şâir halka Kur’an’ı ta’lim ederlerdi. Fakat içlerinden dördü meş hurdu ki, Abdullah ibn Mes'ûd ve Ebû Huzeyfe’nin âzadlısı Sâlim ve Übeyy bin Kâ’b ve Muâz bin Cebel - radıyallahu anhüm- hazârâtı idiler. Ebû Bekir Sıddîk -radıyallahu anh- hazretlerinin za- mân-ı hilâfetinde vukû bulan Yemâme Harbi’nde yetmiş kadar kurra şehîd oldu ki onlardan biri de Sâlim -radı- yallahu anh- idi. Bunun üzerine Halîfe Hazretleri vahiy kâtibi olan Zeyd ibn Sâbit -radıyallahu anh-’ı çağırıp Kur’an-ı Ke- rîm'in cem’ini ona İrâde buyurdu. Zeyd ibn-i Sâbit -radı- yallahu anh- de fevkalâde dikkat, ihtiyat ve riâyetle Kur’an’ın yazılı nüshalarını topladı. Şâir kurrâya mürâ- caatla tasdîk ettirerek Kur’an’ı tamamen sahîfe sahîfe yazıp cem’eyledi. Bu Mushaf-ı Mutahhara, Hazret-i Sıddîk’ın yanında idi. Onun irtihâlinden sonra Hazret-i Ömer -radıyallahu anh-’ın yanında durdu. Sonra keri mesi Hafsa -radıyallahu anhâ-’nın yanında kalmıştı.

