Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
64 / Hazret-i Osman bu abdest ve çalkantı suyunu kuyuya döktü. Bunun üze rine biz, bir zaman kuyuyu Peygamberin emriyle bu hal de bırakdık. Sonra kuyu bize istediğimiz kadar su verdi. Hem biz, hem de hayvanlarımız göç edinceye kadar su ya kandık. Berâ -radıyallahu anh- Ensar'dan olup Uhud Har bimden itibaren bütün harblere iştirâk eden bir sahâbîdir. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- ashâ- bıyle berâber Hudeybiye mevkiine vardığında Mekke müşrikleri onu silâhlı kuvvetle karşılamışdı. Evvelce beyân olunduğuna göre Osman -radıyalla-- hu anh-’in katli şâiyası üzerine Resûl-i Ekrem -sallalla hu aleyhi ve sellem- “Artık bu müşriklerle vuruşmadık ça burudan ayrılmayız," buyurdu. Ve sefer halkını bey’ate dâvet etti. Bütün ashab cihâd etmek ve firâr et memek üzere bey’at ettiler. Yukarıda Misver ve Mervan hadîsinde beyân olun duğu üzere musâlehanâme akdolundu ki, bu Bey’at-i Rıdvan'ın siyâsi kıymeti pek büyük idi. İslâm ictimâî hey’etinin ahde ve akde muktedir bir devlet halindeki varlığı, düşmanları tarafından ilk defa kabûl edilmiş bu lunuyordu. Mekke’nin fethi, askerî ve şanlı bir zafer idi. Hudeybiye musâlehâsı ise siyâsî ve daha parlak bir za fer idi. İslâm’ın îtilâ devrinin dönüm noktası idi. Bu cihet le Fetih Sûresinin ilk âyetinde Hudeybiye musâlehâsı: - “Habîbim! Artık biz sana parlak bir fetih ve za fer kapısı açdık.” diye tavsif buyurulmuştur.34 34. Tecrid-i Sarih Tere, 10/242.

