Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
62 / Hazret-i Osman Üçüncüsü: Mültecilerin iade ve teslimi kazıyyesiy- le bu imtiyâzın yalnız Kureyş efrâdına tahsis ve İhsan buyurulmasıdır. Fil-hakîka mültecinin iâdesi Arab ahlâk ve âdetince makbul bir şey değil ise de burada maksad yalnız islâma dehâlet olduğundan Resûl-i Ekrem -sal- lallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerinin bunu kabule te nezzül buyurmaları, ulviyyeti güneş gibi âşikâr olan Dîn-i Mübîn’in bu gibi mânialara karşı her türlü tesirden ârî olduğunu beyân ve irâe hikmetine mebnî idi. Zamanımızda ise iâde-i mücrimin ahkâmı tatbik ve kabul edilmemesi usûlü birçok tecrübeler ve tedkîkat neticesinde anlaşılan bir keyfiyyettir. Dördüncüsü: Şâir kabilelere hakk-ı ihtiyar veril mesidir ki, isterlerse ahd-i emân-ı peygamberîye ve is terlerse Kureyş'in ahd-i emânına duhulde muhayyer bı rakılmışlardır. Geçmiş zamanlarda meçhul olan bu mu hayyer olma hakkı bu asırda Avrupa hukuk-ı düveline girmiş ve pek büyük bir ehemmiyet almışdır. Musâlehanâmenin tahrir ve imzâsından sonra Re sûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-’in öteden beri sıcak dostu ve mahrem-i esrârı olan Huzâalılar dördün cü maddeye tevfikan emân-ı Muhammedi'ye dâhil ol dular. Benî Bekir Kabilesi de Kureyş tarafını iltizâm etti ler. Bu iki kabile, emânını iltizâm ettikleri taraflara sâ dık kalmışlardır.33 33. Tecrid-i Sarih Tere. 8/207.

