Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
160 / HazreM Osman 9. Sumame’nin oğlu Muhârık, kızkardeşi Ümm-i Gülsüm’ü müminlerin annesi Hazret-i Âişeye gönderdi: - Selâmımı götür. Hazret-i Osman -radıyallahu anh- hakkında da bir hadis-i şerîf bildirmesini istirham et, dedi. Ümm-i Gülsüm diyor ki: - Hazret-i Âişe-i Sıddîka’nın huzûruna vardım. Oğullarından birisi sana selâm eder, dedim. - "Al lah’ın selâmı ve rahmeti onun üzerine olsun” diye selâ mını aldı. Sonra: Cenâbınızdan, Hazret-i Osman hak kında bir hadîs-i şerîf nakletmenizi istirhâm ediyor, çün kü onun, şehid edilmesi sırasında söylenen sözleri, çı kan karışıklıkları bilirsiniz” dedim. Hazret-i Âişe -radı- yallahu anhâ- söze başladı: - Ben, Hazret-i Osman’ı bu ev içinde Rasûlullah - sallallahu aleyhi ve sellem- ile berâber gördüm. Cebrâ- ¡1 -aleyhisselâm- soğuk bir gecede vahy getirmişti. Vahy gelince Server-i âlem’e bir ağırlık çökerdi. Nitekim Hak Teâlâ Müzzemmil sûresinin beşinci âyet-i kerîmesinde de “Ey Rasûlum! Biz sana çok ağır bir söz vahyedi- yoruz.” buyurmuştur." Bu ağır söz, Kur’an-ı Kerîm’deki kullara ağır gelen meşakkatli emir ve nehiylerdir. Veyâ Rasûl-i Ekrem içindir. O sözleri yüklenir ve ümmetine de yükletir. Veyâ lâfızdaki vekar, mânâdaki kuvvet için dir. Veyâ düşünmeğe ve yeniden bakmağa muhtaç ol duğu için o sözlere ağır denilmiştir. Veyâ terâzîde ağır dır. Veyâ o sözler kâfirlere ve fasıklara ağırdır. Veya o sözlerin telkîni ağırdır. Hazret-i Âişe -radıyallahu anhâ- buyuruyor ki: "Ra-

