Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
140 / Hazret-i Osman Ebû Mûsâ el-Eş’arî -radıyallahu anh- der ki: - Hânemden abdest alıp çıkdıktan sonra “bugün akşama kadar Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerinin maıyyet-i seniyyelerinde aleddevam bulu nacağım" diye niyet eyledim, “Rasûlullah şu tarafa çık- dı,” dediler. O tarafa isr-i risâlet-penâhîyi tâkib ederek çıkdım, gittim. Tâ Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Haz retleri Mescid-i Küba yanında “Bİ’r-İErîs"adıyla meşhûr bir bostan içine girmişdi. Orada buldum, sonra da o bostanın kapısında oturdum. O bostanın kapısı da hur ma dallarındandı. Biraz kapıda dinlendim. Sonra Rasû lullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri abdestini aldıktan sonra Huzûr-ı Risâlet-penâhî’ye vardım. Bir de baktım ki, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Haz retleri “Bi’r-i Erisen kenarına, kuşağına, bileziğinin üze rindeki kısma, mevsimin şiddet-i hararetinden serinlik için mübarek iki bacağını açık olarak sarkıtıp oturmuş- du. Sonra ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerine selâm verdim, dönüp bostanın kapısında bekledim. “Bugün ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- in bevvâbı olacağım” dedim. Yani kapıcısı olacağım de dim. Sonra Ebû Bekir gelip Bi’r-i-Erîs'in kapalı kapısı önünde kapıyı istizan yollu def eyledi. Yani eliyle itti. - Bu kimdir, dedim, - Ebû Bekir’im, dedi. Ben:

