Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ebû Zerr el-GıFârî'nîn Ahvâli / 107 Bir gün kızına, “çık bak, kimse görünüyor mu?” de miş; kızı çıkıp bakmış: “Görünürde kimse yok." demişti. Ebû Zerr, “Henüz vakit ve saatim gelmemiş.” dedikten sonra, “Bir koyun kes ve pişir, beni de defnedecek sâ- lih kimseler gelince onlara de ki, “Ebû Zerr yemek ye meden gitmeyiniz diye and verdi.” Bunun üzerine kızı koyunu kesip tencereye koymuş, tencere kaynamaya başlayınca Ebû Zerr yine; "Çık bak gelen var mı?” de miş. Kızı da çıkıp görür ki, bir cemaat geliyor. İçeri girip haber verdikte Ebû Zerr, “Gel beni kıbleye çevir” deyip o da onu kıbleye çevirince Ebû Zerr; teslim-i ruh eyle miş, kızı da çıkıp misafirleri karşılamıştı. Bu gelenler hep tanınmış sîmalar olup Kûfe’nin âlim ve fakîhî olan Abdullah ibn Mes’ud, diğeri Kûfe’nin eşrafından meşhur Mâlik bin Eşter en-Nehâî idi. Bu ze- vât-ı kirâm Mekke’ye giderken Ebû Zerr’i ziyâret İçin Rebeze’ye uğramışlar ve böylece onun cenâzesine ka vuşmuşlar ve “Böyle mübârek bir zâtın cenâzesinde bulunmak Cenâb-ı Hakk’ın bize bir iutf-ı mahsusudur” demişler. İbn-i Mes’ud bu hâli görünce: - Yine tasdik ederim kİ, Rasûlullah Ebû Zerr hak kında: “Ebû Zerr yalnız yaşar, yalnız ölür, yalnız haşro- lur buyurmuştu. ” diyerek ağlam ıştır. Mervîdir ki, Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sel- lem- Allah bana dört kişiye muhabbet eyle, diye buyur du. Kendisi onları sevdiğini haber verdi. “Onlar kimler dir?” denilmekle üç kere, “Biri Ali'dir” dedikten sonra di ğerinin beyânına başlayarak, Ebû Zerr, Mıkdad ve Sel- mândır" buyurmuşlardı. Bundan sonra Ebû Zerr’i gasl, tekfîn ve namazını

