Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
106 / Hazret-i Osman - “Ey Yahudizâde! Sen kimsin kİ, böyle bahse karı şıyorsun?” diyerek asâ ile vurdu, Kâ’b'ın başı mecruh oluverdi. Bu halde Ebû Zerr’in cezâ görmesi lâzım gel di. Onun da buna bir diyeceği yokdu. Fakat Hazret-i Os man Kâ’bu’l-Ahbar’dan bu hakkın kendisine bahşolun- masını rica etti, o da bağışladı. Ebû Zerr, artık Medine’de duramayacağını anladı ve Hazret-i Osman’a hitâben “Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- binalar sel' dağına varınca Medi ne’den çık, diye bana vasiyet etmişdi. izin verir misin çı kıp gideyim” dedi. Hazret-i Osman da izin verdi. Ebû Zerr ikamet eylemek üzere Medîne-i Münevve re clvârında bulunan Rebeze karyesine gitti. Hazret-i Osman ona bir sürü deve ve iki köle verdi ve mikdar-ı ki- fâye erzak tâyin buyurdu. Muâviye de onun iyâlini Şam’dan Medine’ye gönderdi. Ebû Zerr ibtidâ Rebeze'ye varıp da namaza ikamet olununca Halîfenin tahsil-i emvâl memuriyetiyle orada bulunan Mücaşî nam kölesi Ebû Zerr'e ihtiramen “Geç" diyerek imâmeti teklif edince Ebû Zerr, “Sen geç; zirâ Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, “Eğer se nin üzerine burnu kesik bir köle bile memur olsa sözü nü dinle ve ona İtâat eyfe”buyurmuştu. Sen de kölesin, burnun kesik de değil” dedi. Sonra Ebû Zerr Rebeze'de bir mescid binâ etti. Ge- lib gidenlere ehâdis-i şerife ve mesâil-i dîniyye rivâyet ve tâlimiyle meşgul oldu. Vefâtına kadar Rebeze’de kaldı. Vefâtı şu veçhiledir:

