Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Yermûk Harbi / 73 Dırar bin Ezver -radıyallahu anh-, Hişâm bin Âs -ra- dıyaliahu anh-, Sâid bin Haris -radıyallahu anh- gibi ze vat da vardı. İmparator bu sırada Antakya’da bulunuyordu. He zimet üzerine İstanbul’a doğru ric’at emrini vermiş ve Sûriye’ye bakarak kemâl-i ye's ile: -“ Elvedâ Sûriyel..’’ demişti. Hz. Ömer -radıyallahu anh-, harbin başladığı gün den beri bir dakika uyumayarak haber bekliyordu. Zafer haberini, Huzeyfe bin Yemânî -radıyalluhu anh-götürdü. Hz. Ömer -radıyallahu anh-, muzafferiyet haberini alınca Cenâb-ı Hakk’a arz-ı şükrân için secdeye kapan mıştı.15 15. Büyük İslâm şâiri Mehmed Âkif Beyefendi, İslâm Târihinin mühim vakâyi’inden biri olan Yermûk harbinin hazin, fakat ulvî ve müheyyic bu vak'asından şu yüksek manzumeyi ibda' etmiştir: Huzeyfetü'l-Adevî der ki: - Harb-i Yermûk’ün, Yaman kızıştığı bir gündü, pek sıcak bir gün, İkindi üstü biraz gevşeyince sanki kıtâl, Silâhımı attım elimden; su yüklenip derhâl, Mücahidin arasından açıldım imdâda, Ağır yarayla uzaklarda kalmış efrâd’a. Ne ma'rekeydi ki, çepçevre göğsü kandı yerini Hudâ’ya kalbini açmış, yatan bu gövdelerin, Şehid'i Çoksa da, Gâzi'si hiç mi yok? Derken, Derin bir inleme duydum... fakat bu ses nerden?.. Sırayla okşadığım sineler bütün bîrûh. Meğerse amcamın oğluymuş inleyen mecrûh Dedim: “Biraz su getirdim, içer misin verseml”

