Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
104 / Hz. Hâlid Bin Velid (r.a)----------------------------------------------- fık-ı akl değildir. Geliniz sulh olalım da buradan gitsinler” dedi. Rumas’ın bu sözünden hiddetlenen ümerâ; “Vay hâin, demek ki sen dinimizi terk ediyorsun? Ne fenâlık gördün?” diye öldürmek için hücum ettiler. Rumas vazıyetin vehâmetini anlayınca sözü değiş- direrek; “Ne hiddet ediyorsunuz? Ben sizi tecrübe için söyledim. Âferin! Dindaşlarım böyle olmalılar” dedi. Ve ale’s-sabah harb vukûu muhakkak idi. Hz. Hâlid -radıyallahu anh- gece şehrin surları et rafını teftiş ile dolaşmış, sabah askerlerini uyandırarak cemâaate namaz kıldırmıştı. Livây-ı Muhammedi de sah ranın her tarafında temevvüc etmekde idi. Rumların da önlerinde papazlar ve ellerinde haçlı bayraklar olduğu halde askeri harbe teşvik ediyordu. Rumas çar-nâçar safların düzelmesine emir verdi. Mukaddemetü’l-Ceyş kumandanı Şurahbil bin Ha- sene hazretleri de fırkasını harbe hazırlayarak düşmana karşı şevketti. Muhârebe başladı. Düşman kuvveti kat kat ziyâde idi. İslâm askerleri de tekbir sadâlarıyle hücuma başladı. İki ordu yaka yakaya geldi. Ortalıkdakıyâmetler kopmaya başladı. Gün yarı olduğu halde harbin arkası kesilmemişdi. Rumların külliyetli süvari fırkaları her tarafdan asâ- kir-i İslâmî muhâsaraya alarak tazyika başladığından mücâhidîn-i müslimîn mevkilerini muhâfazaya kâdir ola- mayarak ric’ate mecbur oldular. O sırada ordunun merkezinde bulunan Hâlid bin Ve lid asâkir-İ İslâm’ın sıkışdığını görerek derhal Abdurrah-

