Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
-----------------:--------------------------------------------- Mûte Harbi / 27 gazâsında hâzır olan kibâr-ı ashâb-ı kirâmdansın” dedi. Hz. Sâbit de: “Sen fenn-i harbi benden daha alâ bilirsin. Ben sancağı ancak sana vermek için aldım" deyip: “Ey Cemâat-i müslimîn! Hâlid’in emaretine râzı mısınız?" dedikte; hep birlikte “Evet” diyerek hemen Hz. Hâlid’in emri altına girdiler. Hz. Hâlid bin Velid -radıyallahu anh- sancağı eline alıp o gün akşama kadar harbe devâm eyledi. Hz. Hâlid’in muhârebede müsellem olan mahareti kadar asâr-ı şe- câatı de görüldü. Hattâ elinde dokuz kiline kırıldı. Düşmanın kesret ve kuvvetine nisbetle orduy-ı İslâm'ın kuvveti.pek az olduğu halde asâkir-i İslâmiyye- nin meydân-ı muhârebede böyle merdâne ve fedâkârane davranışına düşman askeri de nazar-ı hayretle bakıp müteaccib oldu. Ve bayağı gözleri yıldı. Nihâyet o gün akşam erişince iki asker birbirlerinden ayrıldı. Hâlid bin Velid -radıyallahu anh- Hazretleri asâkir-i İslâmî yeni bir şekilde tanzim ve ta’biye eyledi. Şöyle ki pîşdârı demdar ve demdârı pişdar etdi ve sağ cenâhdaki askeri sol cenâha ve sol cenâhdaki askeri sağ cenâha geçirdi. Bu suretle düşmanın kuvvetleri karşısında yeni kuvvet görünerek İslâm ordusuna imdâd olarak yeni kuv vet geldiği zannında bulunduruyordu. Bunun üzerine Hz. Hâlid, ale’s-sabâh bağteten pek şiddetli bir hücûmda bulundu. Düşman mukavemet ede meyip bozuldu ve meydân-ı muhârebede birhayli esliha bıraktı, düşmanın gerisi çok idi. Fakat maksad da asâkir-i İslâmî bu felâkatten kurtarmak idi.

