Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Mûte Harbi / 25 kardı. Medine haricinde "Seniyyetü’l-Vedâ” yani Ayrılık Tepesi mevkiine kadar teşyî edip uğurladı vedin-i İslâm’a dâvet edilmesini ve kabul etmedikleri takdirde harb edil mesini emredip buyurdular ki: - "Şayet Zeyd bin Hârise şehid olursa yerine Cafer bin Ebî Tâlib ve o dahi şehid olursa yerine Abdullah bin Re vaha, kumandan olsun, o dahi şehid olursa ehl-i İslâm içlerinden birini intihâb etsin." Vaziyetden haberdâr olan Şurahbil, keyfiyeti metbûu olan Kayser Hirakl’e bildirdi. Ve kardeşi Sedûs bin Amr’i de bir mikdar süvâri askerle asâkir-i İslâmiyyeye karşı gönderdi. Lâkin harbe girişince askeri bozuldu ve Sedûs da maktûl oldu. Asakir-i İslâmiyye Maan’a vardıklarında yüzbin kişilik kuvvet hazırlandığı işidildi. Hirakl de bu işe ehemmi yet verdiğinden kendisi de gelmişdi. Keyfiyeti Rasûl-i Ekrem’e yazalım da gelecek cevâba muntazır olalım, dediler ise de Abdullah bin Revâha -radıyallahu anh- Hazretleri diğerlerini teşci ve teşvik ederek mütevekkilen alallah yürüdüler. Mûte nam mahalle vâsıl olduklarında âlât ve edevât-ı harbîyyece o kadar cesîm ve mükemmel düşman askeri gelip göründü. Gerek adedce ve gerek âlât ve edevât-ı harbîyyece o kadar cesîm ve mükem mel yüzbin kişilik bir ordu idi ki üç bin askerle ona karşı durmak da mümkün değildi. Lâkin geri çekilip de yakayı kurtarmak da müşkil ve felâketi mûcib idi. Hemen Zeyd bin Hârise -radıyallahu anh- Hazretleri sancağı eline alıp meydân-ı harbe girdi. Ehl-i İslâm dahi onun tarafında saf bağlayıp durdu. Hz. Zeyd mızrak ile

