Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
96 / Hazret-Î Ebû Bekir nu kesti ve biavnillâhi Teâlâ şeytanın yüzüne tükürdü ve evâmir-i ilâhiye’yî ilân buyurdu, gitti. İşte ensar ve muhacirîn! Senin yanında ve seninle bir yerde, bir beldededirler. Eğer onlar benim sana bey’atimi isterler ve benim yanımda sana işâret ederler se ben elimi senin elinin üzerine korum. Yâni bey’at ey lerim. Ve eğer başka sûret olursa sen de müslimînin gir diği yola gir. Onların bey'at ettiğine bey’at et. Ve onların mesâlihine muîn ol. Ve muğlak işlerini feth ve yollarını şaşıranları irşâd ve azgınları men’et. Çünkü Allah Teâlâ iyilik üzerine yardımlaşmak ile emretmiştir. Hemen hak üzerine yardımlaşmağa hazırlan. Bırak bizi de şu dünya dirliğini hitâma erdirelim ve sâlim gönüllerle Allah’a gidelim. Nâs pek zaîftir. Onlara acı ve onlar hakkında mülâyim ol. Kendine bizden do layı zahmet verme ve fitne kapısını kapalı bırak. Artık ne kıyl ü kal var; ne de levm eden ve İşin arkasını ko valayan var. Allah Teâlâ bizim dediğimize şâhid ve bu lunduğumuz hâle nâzırdır...” Ebû Ubeyde -radıyallahu anh-, Hz. Ebû Bekir -radı- yallahu anh-’dan bu veçhile tâlimat alıp kalkarken Hz. Ömer’ül-Fâruk -radıyallahu anh- ona: “Kapıda biraz bekle, eğlen sana daha sözüm var demekle Ebû Ubey- de kapıda biraz eğlendikten sonra Hz. Ömer beşâşet ile çıkıp demiş ki: - “Yâ Ebâ Ubeyde! Ali'ye de ki, uyku aslı yok hâyâ- lâti gösteren bir hâlettir. Husûmet harbe müeddî bir key fiyettir. Hevâ ve heves işin sonunu saymamaktan ibâ- rettir.

