Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Resûl-i Ekreme Yakınlığı / 49 En tehlikeli yerlerde beraberdi. Her nerede olsa onun yardımcısı olurdu. Gâr’da refik-ı cân-fedâsı o idi. Uhud’da, Huneyn’de herkesin başı sıkılıp dağıldığı dakikalarda kâarîn-i cansiperi olmuş, peder-i mihribâni ile evlâd iyâl ve mal menâlini hep onun yoluna fedâ et mişti. O derecede ki, Habib-i Huda -aleyhi efdalüt tehâ- yâ- Efendimiz hazretleri Ebû Bekir’in malından kendi gi bi tasarruf buyurdu. Ebû Bekir -radıyallahu anh-’ın iman ettiği gün kırk bin dirhem veya dinar malı vardı. Hicret ettiği gün yal nız beş bin dirhem veya dinarı kalmıştı. Ki, üst tarafını yani elinde kalan meblağı da hep rıza-i İlâhî ve resulü - sallallahu aleyhi ve sellem- uğrunda bezletmişti. Ve ez cümle mü'min olduklarından dolayı müşriklerin zulüm ve işkencelerine düçâr olan bir çok zuafây-ı müslimîni küffârın kayd-ı esâret ve işkencelerinden kurtarmıştı. Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-'ın rivâyet ettiği Ah- med bin Hanbel’in "Müsned” indeki hadis-i şerifte: “Ebû Bekir'in malından fâidemend olduğum kadar hiç bir maldan fâidemend olmuş değilim, "buyrulmuştur. Tirmîzî deki hadis-i şerifte; “Hiç bir kimsenin bizde mükafatını vermediğimiz bir iyiliği kalmamıştır. Yalnız Ebû Bekir müstesna... Onun bize öyle iyilikleri vardır ki, onların mükâfatını kıyamet gününde AllahTeâlâ hazretleri verecektir.”buyurmuştur. Ve diğer ehâdîs-i nebeviye Ebû Bekir -radıyallahu anh- ’ın sehây-ı pesendîdesine şâhittir.

