Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
48 / Hazret-i Ebû Bekir olduğunu beyan etmiştir. Zira “Allah Teâlâ bundan evvel Resûlune -sallallahu aleyhi ve sellem- nasıl ki yardım etti ise yine nusrat edecektir. Allah Teâlâ, Resûlune - sallallahu aleyhi ve sellem- nusratı, dinini i'zâzı ve er- bâb-ı dine ta’zimi tekeffül etti. Siz ister iseniz muavenet etmeyin, Cenab-ı Hakk kelimesini i’lâ buyuracak ve Re- sûlüne muâvenet edecek’’demektir. Ebû Bekir -radıyallahu anh-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hazretlerinin sahibi ve ashâbı cümle sinden olduğuna âyet-l celile açıktan ve katî surette de lâlet ettiğinden bir kimse Ebû Bekir -radıyallahu anh- hazretleri sahâbeden olduğunu inkâr ederse kâfir olur. Zira nass-ı Kur’an-ı inkârdır. Hz. Ebû Bekir’in Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hazretlerinin sahibi,arkadaşı olduğuna “Allah Zülcelal” Hazretleri şahittir. Sohbeti tevatüren ma’lum olan herhangi bir saha benin faziletini inkâr insanı cahilane bir bid’ate sokarsa da küfür derecesine, derekesine tenzîl etmez. Bundan yalnız Ebû Bekir Sıddîk -radıyallahu anh- müstesnadır, ki onun sohbetini tanımamak nehy-i Kur’an-ı tanıma maktır, yani küfürdür. Ebû Bekir Sıddîk -radıyallahu anh-, sohbet-i celile- i nebeviyeye o kadar mülâzım idi ki, emr-i risâletpenâ- hî ile hac ve gazâ gibi bazı münferid sefer ihdas edilir se hazarda huzûr-ı şerif-i risâletpenâhîden ayrılmadığı gibi bütün gazevât ve ictimalardan Fahr-i Kâinat Mu- hammed Mustafa -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendi miz hazretlerine gölge gibi ittisalini kaybetmemiştir.

