Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
26 / Hazret-i Ebû Bekir -Kureyş benim içinde doğduğum ve büyüdüğüm şehirde serbestçe ikametime mâni oluyorlar. Onun için terk-i diyâr ediyorum. Huzûr ve sükûn içinde Allah’a - celle celâluhu- ibadet edebilecek bir yere gitmek istiyo rum.” demiş, İbnüddağne de: - “Sen hürmete şayan olan râbıtalara hürmet eder, sözün doğrusunu söyler, yoksullara yardım eder, felâ ketzedeleri kurtarır, misafirlere mihmân-nüvazlık göste rir bir âdemsin." diyerek Mekke’nin Ebû Bekir -radıyal- lahu anh- gibi pek değerli bir şahıstan mahrum kalma sına gönlü razı olmamış, onu geri çevirerek Mekke’ye götürmüştü. İbnüddağne, Kureyş rüesâsına Ebû Bekir’in fezâ- ilini anlatmış; onlarda alenen namaz kılmamak, Kur’an okumamak şartı ile Mekke’de kalabileceğini söylemiş lerdi. Bu sûretle Ebû Bekir -radıyallahu anh- da yalnız evindeki mescidinde ibâdete ve Kur'an’ı okumağa de vam etmiş. Müşrikler buna da itiraz ederek Ebû Bekir’in Kur’an okuması ile gençler ve kadınlar üzerine te’sir et tiğini ve bu sûretle onları âbâ ve ecdâdının dininden çe virdiğini söylemişlerdi. Ebû Bekir -radıyallahu anh-, yumuşak kalbli, has sas yürekli bir zat idi. Kur’an okur iken gözlerinden yaş lar boşanırdı. Onun bu huşû halini görenler de hudûa dalarak yürekleri yumuşardı. Müşriklerin yine mümânaati üzerine İbnüddağne, “Bu şerâit dâhilinde Ebû Bekri himaye etmeyeceğini” söylemiş Hz. Ebû Bekir -radıyallahu anh- de ona: “Hi- mâyesine muhtaç olmadığını, çünkü Cenâb-ı Allah’ın himâyesinin kâfi geldiğini” söylemişti.”

