Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
138 / Hazret-i Ebû Bekir Dedi “Lâ tahzen innehû maana” Hıfzı idegör bu râzi pinhânı Vâkıf oldukta sırr-ı manâya Gitti Sıddîk’ın olan ahzânı ' Şefî-i zünûb, devâ-i kürûb tabîb-i derd-i kulûb -sal- lallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hz. Sıddîk’ı tesliyet ederek: ‘‘Hakk’ın cünûdu, hâzır ve bizi hıfz kanatlarıyla korumakla meşgullerdir” buyurdu. Kefere-i Kureyş’in defolup gitmesiyle Hz. Sıddîk - radıyallahu anh-’da "Ferâh ba’de’ş şidde = güçlükten sonra bir ferahlık” zuhûr eyleyince; Mahbûb-i talibîn, Mahbûb-i âşıkîn -aleyhi salevâtullahi'l-muîn- “zikr-i ha fiyi ta’lim ve ilka etti ki, bu esnâda Hz. Hâce-i Dânâ - aleyhittehâyâ- Efendimiz diz çökmüş, Cenab-ı Sıddîk da bağdaş kurup oturmuş idi. Hz. Rasûlullah çeşm-i Ebû Bekr'in gûş-i hûşuna kelime-i tevhidi menkûş edip üç kerre ilka ile vâkıf-ı sırr-ı “innallahe maana” eyledi. Sıddîk lâkabıyla anılmasının sebebi burhan ve de lil taleb etmeksizin ”Mi’rac”ı tasdik etmesidir. Hz. Ali -kerremellâhu vecheh-, “Kasem ederim ki, Hz. Ebû Bekir’e, Sıddîk lakabı semâdan nazil oldu" bu yurmuştur. Nitekim: ^(34jjöıJL«ir^lllj ayeti kerime sindeki18 p-UaJb ^ ile muradın Hz. mürşidü’l-meâb, 18. Zümer Sûresi / 33

