Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
106 / Hazret-Î Ebû Bekir -Bir gün şiadan bir kaç kişinin meclisine gittim. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer aleyhinde söz söylüyorlardı. Hemen Hz. Ali’nin yanına varıp “Yâ emire’l mü’minin! Senin ashabından bir kaç kişinin yanına gittim. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer haklarında lâyık olmayan sözler söy lüyorlardı. Onların alenen söyledikleri şeyler senin kal binde muzmar olmasa onlar da buna cüret eylemez,” dedikte Hz. Ali mütessir oldu, gözleri dolu olduğu halde: - "O İki büyük zat hakkında izhar-ı kin edenlere Al lah lânet etsin” diyerek kalktı, elimi tuttu, mescide gitti, minbere çıktı, oturdu ve gayet beliğ bir hutbe okudu: “Nedir o kavmin hâl-i şânı ki, Kureyş’in Uluları ve müsliminin babaları olan iki zatı lisana alıyorlar? Mü min, takıyy olanlar bu iki zatı severler. Bunlara ancak fâcir ve denî olanlar buğzederler. İkisi de Rasûlullah - sallailahu aleyhi ve sellem- hazretlerine sıdk ve vefa ile yâr ve hemdem oldular. Rasûlullah her ikisi kadar kim seyi sevmezdi ve onların re'yi kadar kimsenin re’yine î’tibar etmezdi. Rasûlullah -sallailahu aleyhi ve sellem- ikisinden de razı olduğu hâlde âlem-i ukbaya gitti ve iki si de müminler kendilerinden râzı oldukları halde dâr-ı ukbâya gittiler. Resûl-i Ekrem -sallailahu aleyhi ve sellem-’in em riyle Ebû Bekir imam olup mü’minlere namaz kıldırdı ve Resûl-i Ekrem -sallailahu aleyhi ve sellem-’in irtihâlin- den mü’minler bi’t-tav’ı ve’r-rızâ; kendi teslimiyet ve rı zaları ile Ebû Bekir’e bey’at eylediler. Benî Abdülmutta- lib'den ona ibtida bey’at eyleyen ben idim. Kendisi hilâ feti istemezdi, bizlerden birimizin bu yükü yüklenmesini

