Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
102 / Hazret-i Ali rini sana bildirsin. Hâsılı öyle çalış ki, huzûr-ı Bârî'ye çıkdığın zaman "Bütün gücümü sarf ettim” diyebilesin. Raıyyenin bu tabakası adi ü infâka başkalarından ziyâde muhtacdır. Onun için her birinin hakkını verme ye son derece îtina et. Sonra yetimleri ve yaşlı bulundu ğu halde hiçbir çaresi olmayan kimselerin maıyşetlerini üzerine al. Vakıa bu işler valiye ağır gelir. Lâkin ne ka dar hak varsa hepsi ağırdır; Allah bunu yalnız o kimse lere kolaylaşdırır ki, onlar halden ziyade akıbeti düşü nerek nefsini tahammüle alıştırır ve kendisi hakkındaki ahd-i ilahinin sıdkından mutmein kimselerdir. Erbâb-ı ihtiyâç için sırf kendileriyle meşgul olaca ğın bir zaman ve mekan ayır. Ve hepsiyle beraber otur da, seni yaratan Allah’ın rızâsını celbedecek bir tevâzû göster. Sonra askerini, yardımcılarını, muhafızlarını, zabıta memurlarını yanlarında bulundurma ki, derdi olan kimse çekinmeden derdini dökebilsin. Ben Aley- hissalatü vesselam Efendimizden bir kaç yerde işittim: "İçindeki zaifin hakkı kavisinden serbestçe alınamayan bir ümmet, hiç bir zaman kurtulamaz" buyurmuştu. Bir de bunların münâsebeti olmayan sözlerini ya- hud ifâde-i meramdaki aczlerini hoş gör. Kendilerine karşı hırçınlık etme, azamet gösterme. Onları incitmez sen Cenâb-ı Hak sana rahmetini açar, tâatına mukabil sevabını ihsân eder. Hem verdiğini güler yüzlü, gönül hoşluğu ile ver, vermediğin takdirde kabul olunabilecek özürler dile. Sonra işlerinin arasında öyleleri olur ki bizzat gör mekliğin lâzımdır. Meselâ kâtiblerin ızhâr-ı acz edince âmillerine cevabı sen vereceksin. Halkın hâcetleri artık

