Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
90 / Hazret-i Ali tevbe edinceye kadar husûmet-i ilâhiyye devam eder. Zulm üzere bulunmak kadar nîmet-i üahiyyeyi tağyir, gazabını ta’cil eden hiçbir şey yoktur. Zîra Cenâb-ı Allah, zulüm altında inleyenlerin inki sarını devamlı işitmekte, zalimleri görmektedir. Bir iş yapacağın zaman öylesini ihtiyar etmelisin ki, hakkaniyet itibariyle en mutavassıtı, adi itibariyle en şü mullüsü, halkın rızâsını celbetme bakımından bütün ra- lyyenin durumunun hesâba katıldığı iş olsun. Zîra âm menin hoşnudsuzluğu, birkaç ferdin veya zümrenin is temesini hükümsüz bırakır. Birkaç kimsenin gazabı ise, âmmenin rızası, isteği içinde kaynar gider. Âmmeyi hoşnûd edecek hareket, umûr-ı idâreye tevkil edecekleri adamların müşterek kararı ile tahak kuk eder. Zîra o vekillerin takrir ve tasvib edecekleri mesâil, halkın rızâsına muvâfık olur. Bu dâirede tatbîk edilen muâmelât-ı hükümete karşı halkın itiraz hakkı kalmaz ve dâima memnûn bulunur. Fakat halkın rızâsı na uygun olmayan muâmelât-ı hükümet, mutlaka hükü metin müstebid ricâlinin icraât-ı hodserâneleri olabilir. Sonra vali için hassa takımı kadar, iyi günlerde yü kü ağır basan, kara günlerde yardımı az dokunan, adâ- letten hoşlanmaz, istemekten usanmaz, verilince teşek kür bilmez, verilmezse değme gadrlerle savulmaz ve felâkete sabırsız tek zümre yoktur. Halbuki İslâm’ın rük nü müslümanlartn şîrâzesi âmme-i ümmet olduğu gibi, düşmana karşı duracak bir silâh varsa da ancak odur. Onun için samimiyetin, meylin dâima bunlarla olmalı. Raıyyen arasında yanına yaklaştırmayacağın, ken-

