Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Şehâdefi / 75 dan ayrılmış ve sabahleyin Eş'as'ın oğlunu tahkik-i hal için Daru’l-imare’ye gönderdiği mervidir. İbn-i Mülcem yoldaşlarıyla beraber camiye varmışlar, Ali -radıyallahu anh-’in çıkacağı kapı önünde durmuşlar. Emîru’l-mü’minîn Hazretleri Mescid-i Şerife gitmek üzere ber-mu’tâd müezzin önünde “Es-Salât! Es-Salât eyyühennâsl" diyerek ve oğlu Haşan -radıyallahu anh- arkasından yürüyerek kapıdan çıkarken pusudaki hain lerin üçü birden hücum ettiler. Şebib'in kılına kapının kemerine dokundu. İbn-i Mülcem ise: - Yâ Alil Hüküm ancak Allah’ındır! Senin ve asha bının değildir! diye tevbih ederek kılınç ile Ali -radıyalla- hu anh-’in başına vurdu. Bir ağır yara açtı. Verdan ve Şebib de kaçtı. Halk koşup İbn-İ Mülcem’i tuttu. Ali -radıyallahu anh- sabah namazını kıldırmak için hemşiresi Ümm-i Hânî'nin oğlu Ca’d ibn-i Hübeyre’yi imâmete tevkil buyurdu. O da sabah namazını kıldırdı. Sonra İbni Mülcem’i kolları bağlı olarak huzûr-ı Halifeye getirdiler. Hazret-i Ali: - “Ben sana ihsân etmedim mi?” diye sordu. - Evet ettin, dedi. - Ya bu hıyanete sebeb nedir? deyince İbn-i Mül cem: - Ben bu kılıcı kırk gün bekledim. Onunla halkın en şeririnin katlolunmasını Allah’dan diledim, deyince Haz ret-i Ali:

