Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
ilim ve irfanı / 119 Seyyidü’t-Tâife Cüneyd-i Bağdâdî -kuddise sirruh-: - “Eğer Hazret-i Ali muhârebelerden biraz fırsat bul- saydı, bize Kur'an ilimlerinden neler ve neler öğretirdi. O, ariflerin reisidir. O hiç kimsenin söylemediği ve ben zerini de kimsenin söylemiyeceği sözler söylemiştir," buyurdu. Minberde; “Bana istediğiniz her şeyden sorabilirsi niz” diyen sadece Hazret-i Ali’dir. Bunu söyleyince top lantıda Da’leb Yemânî adındaki birisi Hazret-i Ali için: - Bu ne garib dâvâda bulundu. Onu imtihan edece ğim, diyerek kalktı. Bir suâlim vardır, dedi. Hazret-i Ali: - Öğrenmek için sor, imtihan ve inâd için sorma! buyurdu. Da’leb: - Sen beni mecbûr ettin, dedi. Yâ Ali! rabbini gör dün mü? diye sordu. Hazret-i Ali: - Görmediğim bir Rabb’e secde etmem, buyurdu. Da’leb tekrar sordu: - Yâ Ali! Rabbini nasıl gördün? Hazret-i Ali: - Hak Teâlâ'yı dünyâda şu gözle görmek olmaz. Gönüller tevhid nûru ile görür. Rabbim birdir. Ortağı, ¡kincisi yoktur. Benzeri bulunmaz. Bir yerde değildir. Üzerinden zaman geçmez. Hislerle anlaşılmaz. Mah lûklarla mukayese edilemez, buyurdu. Da’leb, Hazret-i Ali’nin bu tesirli sözleriyle bayılıp düştü. Bir zaman son ra kendisine gelince:

