Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
110/ Hazret-i Ali Ali -kerremellahu vecheh- Sıffin’e giderken zırhını düşürmüştü. Bir nasrânî de bulup onu Küfe kadısı Şü- reyh -rahmetullahi aleyh- huzuruna götürdü. “Bu zırh benimdir” diye dâvâ etti. Nasrânî de inkâr ettiğinde ka-. dı Şureyh şâhid istedi. Hazreti Ali’nin şahidi oğlu Haşan ile azadlısı Kanber idi. Hafid-i Peygamberinin yalan ye re şehâdet eylemeyeceği cümlenin indinde mâlûm ise de hasma karşı evlâdın babası lehine şehâdeti makbûl olmadığından Kadı Şüreyh, Hazret-i Haşan yerine baş ka şahid istedi. Başka şahid olmadığından Kadı Şüreyh onu muârazadan menetti. Hazret-i Ali -radıyallahu anh- bundan asla mütees sir olmayıb gülüyordu. Nasrânî ise bu hâle hayran olarak zırhı alıp biraz gittikten sonra durdu. Düşündü. Geri döndü. “Bu ahkâm ancak enbiyâ ahkâmıdır” diyerek İslâm ile müşerref ol du. Ve zırhı da Hazret-i Ali’nin Sıffin’e giderken düşür müş olduğunu ikrar ile geri verdi. Lâkin Hazret-i Ali -radıyallahu anh- zırhı ona bağış ladı. Bir de at ihsan eyledi. Ebû Bekir -radıyallahu anh-’in irtihalinde Ali -radı- yallahu anh- şöyle buyurmuşdur: - “Yâ Ebâ Bekir! Allah seni ğarîkı bahr-İ rahmet et sin ki, sen herkesden evvel İslâm’a geldin ve herkes- den ziyâde îmânin hâlis, yakînin kesîr, ğınâ ve servetin çoktu. Dîn-i İslâm’a herkesden ziyâde nazar-ı şefkatle bakar, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem’in emr-i

