Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
1 HULÛSÎ DfVÂNI 7. Makâm-ı Nebî’ye varamaz velîler dâr-ı ukbâda, Ricâl-i gâib’in çoğu gıdâlanır kutbundan 101 8. Temennâ-yı tereccîdir Hüdâ-yı lâ-yezâlîden [18] Rahîm’in hilmini iste Azîm zü't-Tevâlfden 9. Nedametle nice gümrâh selâmet buldu zahmetten Ğafûr’sufi ismin aşkına ayırma bizi rü’yet’ten102 101. Arapça yetişkin, büluğa ermiş insan anlamına gelen “racül" keli mesinin çoğulu ile gözden saklı olan, görülüp bilinmeyen şeyler hakkında kullanılan “gayb” kelimesinin terkip biçimi olan ricâ- lü’I-gayb tabiri bir tasavvuf ıstılahı olarak üçler, yediler, kırklar diye bilinenleri ifade eden bir terimdir. Bir başka ifadeyle, sûfılerin, başlarında Kutb'un bulunduğu ve evrendeki bazı şeylerin sevk ve idaresinden sorumlu olduğuna inandıkları evliya hakkında kullanılan bir tabirdir. Suftlere göre bunlar Nücebâ, Büdelâ, Evtâd, İmameyn ve Kutb-u Azam olan 102. Yüce Allah’ın mü’minler tarafından Cennette görülmesi. Cenâb-ı Hakk’ın cemâli’ne erme. İlâhî tecellîleri kalb gözüyle ruh âlemin de temaşa etmektir. Allah’ın baş gözü ile görülemeyeceğini ifâde eden sûfîler, bunun dışındaki rü’yet şekillerini kabul ederler. (Serrâc, Lüm’a, s. 544) Hz. Ali’nin "Görmediğim Allah’a ibâdet etmem.” dediğini naklederler. (T.T.S) 10. Bu Me’mûr’un gıdasın ver cüda etme visalinden Habîb’in Mustafâ (s.a.v.) nuru baîd kılma Livâ’sından 102

