Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
ŞEYH MUSTAFA HULÛSÎ EFENDI (K.S.) 7. Ağart iki yüzünü Dağıtma hem sözünü Ayırma gel gözünü Dikkatle bakmak lâzım 2. Kalp gözünü açmak gerek Hakk’ın Cemâl’in görmek gerek Bununla izzet bulmak gerek Hâlis bir doğruluk da lâzım 3. Sabrı güzel yapmalı Verilen emri tutmalı Geceyi gündüze katmalı Halvette8 tamâm lâzım 8. Halvet lügatte, tenhâ kalma, tenhâya çekilme manasına gelir. Ta savvufta, tarîkate İntisab eden müridin, belirli bir zaman sonra, şeyhinin İsteği ile insanlardan uzaklaşarak, yalnızca bir yerde (tek kelerin özel bir bölümünde) inzivaya çekilmesi ve bir süre (genel likle kırk gün) içinde devamlı Hakk’ı zikretmesidir. Halvetten amaç, kalb evini Allah’ın gayrinden temizlemek ve Hakk’ın sayısız nimetlerini düşünmek ve ona şükretmektir. Halvet, dili âfetlerden korur. Kalb, kibir ve riya gibi hastalıklardan korun muş olur. Dünyadan yüz çevirme ve kanâat meydana gelir. Kötü kimselerle ülfet İmkânı ortadan kalkar. Kalb huzura kavuşur ve nefs kin ve düşmanlık duygusundan korunur. (Selçuk Eraydın, Ta savvuf ve Tarîkatler, s. 139-141, İstanbul, 1994) Nakşı tarîkında daha çok “Halvet der encümen” kaidesi benimsen miştir. Buna göre müridin maddî varlığı halk ile meşgul olurken, gönlünün Hak ile huzur bulur. Şâh-ı Nakşibend (k.s.)’in "Hayır ce miyettedir, cemiyet sohbettedir” sözü buna delil gösterilmiştir. (Selçuk Eraydın, a.g.e., s. 378) 47

