Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
ŞEYH MUSTAFA HULÛSİ EFENDİ (K.S.) 4. Yitiren matlûbunu arar Şu gönlüm eylemez karar Nerde ol Haydâr-ı Kerrâr Düştü arzum Medine’ye 167 5. Kâr etmez gönül olursa sırça Ecel camını da kim içe Cism-i şerifi de yetmiş parça Düştü arzum Medine’ye 168 169 167. Haydar; arslan. Çok cesur ve yiğit kimse. Hazret-i Ali’nin lakab- larmdan biri olup kerrar, düşmana tekrar tekrar saldıran de mektir. Hayber’in fethinde bulunup büyük kahramanlıklar gösteren Hazret-i Ali, yahûdîlerin meşhur pehlivanı Merhab ile karşılaştı. Merhab kendini medheden sözler söyledikten sonra Hazret-i Ali; "Ben oyum ki, anam bana Haydar adım takmıştır. Ben or manların heybetli yörünüşlü arslanı gibiyimdir. Seni bir ham lede yere serecek er kişiyimdir!" diyerek şiirler söyleyerek Mer- hab'ın karşısına dikildi. Bu şiir Merhab’a o gece kendisini bir arslanın parçaladığı şeklindeki rüyasını hatırlattı. Haydar, indir diği bir kılıç darbesiyle Merhab’ın başını ikiye böldü. (îbn-t Hi- şâm) (D.S.) 168. Sırça, basit cins billur cisim, cam, şişe. Sırçadan evde oturan (sağlam yapılmamış, bayağı ev) komşuna taş atmamalı derler. (Kâmüs-i Türkî) Şiirde gönlün sırçaya benzetilmesi ile içinde Hak sevgisi bulunmayan, zâlim insanların kalbi kastedilmiştir. 169. Hz. Hüseyin Efendimiz. 147

