Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
28 tün bir milletin maddî ve mânevî görevlerini belirleyerek, kurumsal yapı oluşturulmalıdır. “İnsan, insanın kurdudur” târifi cemiyetin altüst olması demektir. Bu yapı olgunlaşırsa, bin yıllık târihin altın sayfaları açılır önümüze. Cehâletle kahrolan milletlerin ilimle dirilişi sağlanmalı. Bir âlimin bin âbidden üstün olduğu gerçeği vurgulanmalı. İlimsiz velâyetin bile gerçekleşemeyeceği bilinmeli. Sıddîk-ı Âzam gibi Hakk Teâlâ’ya adanmalı. “Fedâke ebî ve ümmî” denmeli. Bütün servetini koyduğu keseyi eline, başını da ayağının altına koymalı. Cennet mukâbi- li satışa kendini sunmalı. Ucuza gitmemek için Cemâl-i Bârî’ye adanmalı. Son haddine kadar gayreti İlâhî bir gö- rev bilmeli. Melekler ordusunu çalışıp çabaladıktan son- ra beklemeli. Belleri kırılıncaya kadar sabrın netîcesinde dostluğun tadına varmalı. İki gözünü kaybedince Yûsuf’un gömleği gelmeli. “Metâ nasrullâh” “zafer ne zaman?” de- yince, ateşlere atılan “ashâb-ı uhdud” misâl verilmeli. Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez. Olayların seyrine göre günlük, haftalık, aylık, yıllık planlar yapmalı. İki ray demirinin biri Kur’ân-ı Kerîm, biri de Sünnet-i Seniyye olmalı. Vücud, rayların üstüne konan vagon gibi lokomotife takılmalı. Önünde Nebîler, sıddîklar, şehîdler ve sâlihler olmalı. Suya batana değil, sâhil-i selâ- mette olana sarılmalı. Kılavuzu karga olmamalı. İnançsızlık belâsından, îmân ve takvâ ile kurtulmalı. İnanç bir güçtür. İki yüz elli kiloluk mermiyi namluya, tankı yalnız başına tepenin başına koydurur. Çünkü o, Hayberin kapısını tek başına kaldıran Allah Aslanına, elinde dokuz kılıç parçalanan seyfullâha gönül bağlamıştır. Dünyâyı ken- disine dar gören pâdişah ve atını denize süren mücâhidlere imrenmiştir. Çözüm, azmindedir bunların. Bedenlerini nefse değil rûha tâbî kılan murâbıt, cihâd erleridir.

