Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Gönül Gözüyle Hac ve Umre | 29 Arz da haykırıyordu: “N’ola mübârek ayaklarına bir yüz sürsem.” Lâhûtî kokularla etrafına misk ü amber saçan, “Ne olacak bu insanlığın hali!’ diye derin derin düşünen, Server-i Kâinâtin otur duğu iki taş arasında saatlerce kaldık. Elinde teşbih, dilinde Mevla* zikri olan bir PakistanlI müdavimiydi oranın. Peygam berimiz (sav)’in doğumuyla şereflenen seher vaktinde, arştan inecek olan İlâhî payı ve sahuru bekliyordu o da. Zikrullahtan sonra kardeşlerimizin her biri, bir taşın üstünde tefekküre dalmıştı. Nurundan dolayı ayrı bir renge ve ayn bir görüntüye sahip Cebel-i Nûr’dan ayrılmak bizlere çok zor geldi. Geceyi, yatsı namazı ve teravihi Beytul- lah’ta eda edip sabah namazım da kılarak geçirdik. Bir hafta önceki Arafat dağı ziya retimizle, Cebel-i Nûr’a çıkışımız aynı güne tesadüf etti.

