Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
56 / Fâtiha Sûresi Tefsîri Fahr-i Râzî’nin Tefsîr-i Kebîrinde Molla Fenârî’nin de Fâtiha Tefsirinde beyân ettikleri veçhile Fâtiha Sûre si, baş tarafında mebde ve meâde müteallik bütün mesâ- ili, mârifetullahı, ilm-i Kur’ân’ın mevzûunu, ve mukaddi- mâtını, ortasında ilm-i Kur’ân’ın mevzû-ı hâssı, gâyesi ve dîn-i İslâm’ın en büyük kanun-ı fıtrat olan nisbet-i İlâhiye ile cümle esrâr-ı içtimâiye ve hukûkiyeyi beyân ettikten sonra son kısmında da tarîk-i hakkın en güzel târifini en muazzam bir belâgat ile tespit etmiş ve bunların cümle sini başındaki “Elhamdülillah!” cümle-i bâliğasına derce- dip ebeden geçerli olduğunu Allah adı ile îlan eylemiştir. Şu halde İslâm, gadaba uğratmadan, dalâlete dü şürmeden, saâdet ve selâmetle Allah’ın nimetlerine ve Allah’a götürüp “Elhamdülillah!” dedirten apaçık, dos doğru ve hak, hakikat, istikâmet yoludur. Bu din ile tedeyyünün başı, evvelâ Allah teâlâyı ta nımak, O’na “Ancak Sana ibâdet ederiz, her işimiz de ancak Sen’den yardım dileriz.” diyerek kemâl i tevhid ile ahd ü misâk ve ondan sonra kemâl-i ihlâs ile icâbını icrâ için cümle hukukun hududunu bildiren ve üzerinde suhûlet ve selâmetle yürümek mümkün olan müstakim şeriata hidâyet ve tevfik talep eylemektir ki; böyle güzel bir talebin, duanın cevâbı Sûre-i Bakara’nın başında beyân edilmiştir. Bize düşen ihsan ile, yani Allah teâlâyı görüyormuş gibi ibâdet etmektir. Nebiyy-i ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- hadîs-i şerifinde: üljj <üli oljj j^j J jlj oly dLii <Ul ju*j jl jlL>^l

