Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
İstiâze ve Besmele Hakkında / 55 ¿fi “Ey Rabbimiz, duamıza icabet et, kabul et!” de mektir. Ebû Hüreyre’den rivâyet olunduğu veçhile Rasûlul- lah -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimiz: “Âmin!” de diği zaman “Âmin!” deyiniz. “Âmin deyişi melâikenin âminine tevâfuk edenin geçmiş günahları mağfiret olu nur.” buyurmuşlardır. Rivâyet olunur ki Şam’dan Ebû Cehil’in yedi kervanı büyük bir mal ile yedi bölük halinde gelince Rasûlullah -sal lallahu aleyhi ve sellem- ve ashabı onu gördüler. Sahabe nin ekserisi aç ve çaresiz idiler. Nebiyy-i Ekrem ashabının hâline de bakmakla gönlü bir parça meşgul oldu. Hemen: Jl öljiJlj ^lüJl ¿jj> DLjI AiJj “Muhakkak ki sana seb’u’l-mesânîyi ve Kur’ân-ı azîmi verdik!” (Hicr Sûresi, 87) âyet-i çelilesi nâzil oluver di. Yani Ebû Cehil’in yedi kafilesinden çok daha hayırlı olan Seb’u’l-Mesânîyi, yani Fâtiha’yı ve Kur’ân-ı azîmi verdik, buyruldu. Cenâb-ı Hak Nebiyy-i Ekrem’in bunu kendisi için is temediğini de bilmekle: '^ by^ Sfj “Sen onlar için de mahzun olma!” (Nahl Sûresi, 127) ¿^pj ¿¿i> 5^ıj “Ve mü’minlere kanatlarını ger!” (Hicr Sûresi, 88) buyurdu

