Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Mukaddime Makâm-ı velayetleri derece-i sübûta varmış ve faz! u kemâllerinin şâhidi hadd- i tevatürü geçmiş bulunan eâzım-ı ricalin bazıları tab’an latîf ve meşreben za rif oldukları ve bir hayli manzûmelerinde meyve mahbûbdan bahsetmekte bu lundukları cümlenin ma’Jûmudur. Bu ise âyât-ı kerîmedeki mecazlardan, istia relerden zevk alamayan ve bâ-husûs i’tirâz etmeyi i’tiyâd etmiş bulunan hod- pesendânın i’tirâzını câlib olduğundan müşârun ileyhim hazarâtının bu misillû elfâzdan maksatlarının ne olduğunu beyân eylemek fâideden hâlî olmasa ge rektir. Ma’lûm ola ki nefs ve şeytâna mahkûm ve hevâ ve hevesine.mağlûb olanlar tarîk-ı sûfiyyeye sâlik bulunanların bilcümle lezâiz-i insaniyyeden mah- rûm kaldıklarını i’tikad etmişler ve bu hayâl-i fâsid ile hallerini füyûzât-ı ma’ne- viyyeden nevmîd ve istikbâl-i uhreviyyelerini bu sûretle tehdîd eylemişlerdir.* Binâenaleyh bu hakikati ahlayan ve bu misillû zihâb-ı bâtılın ta’dîlini arzu eyle yen evliyâ-yı kirâmın şuarâ-yı be-nâmından bir çoğu tarîk-ı sûfiyyede meycûd olmayan lyş u işretten, şevk u şetâretten, mey ü meyhâneden, pir-i mu'ğan- dan, sâkî ve sâğardan, bezm ü tarabtan, mutrib ü muğannîden, mahbûb-ı ha kîkîden dem urmuşlar. Ve ehl-i mecazın anlayabileceği ta’bîrât ile manzûme- ler inşâ buyurmuşlardır. Şu kadar var ki bunların mahbûbu mahkûm-i zevâl olmayan Zülcelâl hazretleri ile enbiyâ ve evliyâyı kirâmın cemâl-i bâ-kemâl-i ma’nevîleridir. Mey dedikleri şey gam ve kasvet-i dünyeviyyeden es^r bırak mayan muhabbetuîlahdır. Meyhâne ise sâlikân için te'sîs edilmiş ibadethane lerden ibâret olup pîr-i müğandan dahî maksad mürşid-i kâmildir. Sâkî ise kulûb-i müsterşidîne ıkrâ’ içün vâsıta olan hulefâdır. Bezmleri salikânın müctemian ezkâr-ı şerîfe ve terennümât-ı latîfe ile baâe-nûş-i muhabbet ve ser-mest-ü lyş ü işret oldukları demlerdir. Bu sûretle vâki olan ifâdelerden sonra şunu da be yân edelim ki, bu misillû zevât-ı kirâm mecaz vâdîsinde mevcûd olan mazarrat-ı 7

