Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Hazreti pirin ayağının tozuyuz, kerametini bekleriz. Mertler şâhı Hz. Ali’nin bendesiyiz, yardım bekleriz. Ey zâhid, mal, mülk, makam ve rahat peşinde koştuğumuzu, sanma, Biz nice yıllardır meiamet köyünün ulusunu, başkanını bekleriz. İrfan sultanının askeriyiz, onun vilayetini bekleriz. Gönlümüz mescide, mihraba asla nazar etmez; amelimize bakıp aldanmayız. Teşbih ve seccâdeden tamamiyle vaz geçtik, evrad ve ezkârımızla mağrur değiliz. Adî dünyanın sevgisinden başımızı kurtardık. Akşam, sabah meyhane yâni tekke kapısının toprağında oturup İtibarımızın yükselmesi için saadet kapısını bekleriz. “Kâlû belâ”da verilen kısmetimiz aşktır. Peşinde koştuğumuz, aradığımız, sevgilinin yüzünü dönüp bakmasıdır. Eğer sevdiğimiz isterse yüzlerce can feda ederiz. Akbaba, gibi dünyanın cifesi pisliği değil istediğimiz. Bir bölük anka kuşuyuz, kanaat kafini bekleriz. Her gece sevgilinin ayrılığı ile can ve ciğerimizi dağlarız. Kan yağdıran gözden her an kan ağlarız. İnleyen bülbülden kıl kadar farkımız yoktur. Gözlerimiz yabancıların endişesi, düşüncesi ile uyku görmez. Sırlar hâzinesinin bekçileriyiz, velâyet bekleriz. Evimizin döşemesi tecrid döşeği olunca, Hâlimiz, namımız irfan ehlinin gıbtası oldu. İnleyerek ağlamamız semâ ehlini melekleri güldürür. ^ Bizim geceleri anlamsız yere ağlayıp inlediğimizi sanmayınız, Zira biz aşk mülkü içinde istikamet kalesini bekliyoruz. 211

