Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Senin hasretinle kan ağlamam bana şarabın verdiği neşeyi verir. Ağlayıp feryat etmek benim çok eskiden beri yaptığım bir adettir. Geçtiğin yola düşen çerçöp bana sünbüldür. Güzelliğinin bahçesinde yanağın bana kırmızı bir gül gibidir. Gönül kuşunun âvâzesi bana bülbülün feryadı gibidir. Sarhoşluğa yaraşır rütbeyi yani kendinden geçme hâlini Allah âşıklara vermiş. Cennet kapıları, önce âşıklara açılır. Gerçi gülden âğar yani asil, olmayı âşıklara uygun görmezler. Aşıklara işkence etmek sana düşer. Aşıkım, ne yaparsan yap, tahammül edeceğim. Sevgi şarabının sarhoşu, sevgilinin gözünün mübtelâsı, Senin güzel beninin hasretiyle uzun bir süre kararsız oldum. Ey gül yanaklı, gariptir ki, yine senin düşkününüm. Beni sevdâya düşürüp Mecnûn gibi deli eden boynuma zincir olan zülf ile kâkül dür. Dağ, ova, sünbül ve servi dolu bahçe olsa da Denizler ve çöller hepsi. Zemzem ve Kevser dolu havuz olsa da Hiçbirine iltifât etmem, benim kalbim inci dolu. . Gönül ocağında aşk üstâdıyım, gözüm cevher dolu. Gam yükü, dert, üzüntü hepsi bana tecemmüldür, güzeldir. Aşk olmadan kimse kederin, üzüntünün elinden kurtulamaz. Yiyip, içip eğlenerek vakit geçirmekle üzüntü .ve kederden kurtulmak ne mümkün. Es’ad gibi iki alem düşüncesinden kurtulmak istersen, Ey Muhibbi aşk ara, gamdan, üzüntüden kurtuluş yoktur, Benim için tek çare ancak Allah’a tevekküldür. ; 1 197

