Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
thlâsı gönüllere nakşedecek eli bulma iştiyakı gittikçe ; artıyor. Gönlünden inciler saçıyor» adeta güle hasret kalmış bülbül-i şeydâ gibi dem çekiyordu. Şeyh Mustafa Efendi çok fakir olduğundan, ihvanından kırk kişi aralarında para toplayarak harçlığını tamamlarlar <■ ve kendisini Allah'a vuslatta vesilesine ermek üzere İstanbul'a uğur larlar. üstadının rayihası burnuna gelmekle derin bir sevgi ile gider. Halini bilmeyenler; "Vah Hoca Efendiye yazık, Mazhar Osman'a gidiyor." diye acırlar. Daha Pir-i Kâmile vasıl olmadan cezbe ile gider. İstan bul'a İnip, halk arasında vâkî Şer-i şerif*e muhalif halleri görmekle cezbe hali geçer, üstadını görmek için heyecanlanır. Gönlünü dolduran teslimiyetle Dergâh'a yönelir. Tabib-i Hazık Eş\ad-1 Erbilî (KS) Haz retleri de manen pederimizin kendisine doğru gelmekte olduğunu hisseder. Hulefa ve müridanına; "Bize Yahyalı'lı Şeyh Mustafa Efendi geliyor, karşılayınız." der. Onlar da istikbâl edip, tarif edilmez bir sevgi ile dergâha alırlar. Kalp sarayının mimarı Es'ad Efendi Hazretleri ev lâdına kavuşmanın iştiyakı içinde beklemektedir. Şeyh Mustafa Efendi . kemal-i edeple huzura girer. Yıllarca hasreti ile yandığı mürşide erme nin sevinci içerisinde; "Arıyordum, İşte şimdi buldum." dercesine mü barek ellerine kapanır.- Fazilet cihanının sevgilileri karşı karşıya ve göz-gözedirler. Kutb-ul Aktab gayet müta essim bir çehre ve tatlı bir sesle "Hoş geldiniz, Safa getirdiniz1" der. Bu ne ulvî muhabbet, bu ne kudsî sevda... Bir anlık sükut... Şeyh Mustafa Efendi; "Acaba beni ka bul etti mî, etmedi mi?" diye düşünürken, üstad-ı Azâm birden; "Mustafa Efendi biz sizi kabul edeli elli sene oldu." Bu yüce sırrın hakikati karşısında cemaat hayran kalır. Doğmadan on sene önce manevi defterlerinde isimlerini görüyorlar. Bu sebeple Şeyh Mustafa Efendi şu şiiri söylerler.: Rü'yet-i Evliyamız şehr-i Safer'de oldu Elli senelik- sırrı Şeyhim haber verdi. Kalbim de melûl idi, Bahr-i muhiti buldu Mevlâ’mdan ilham geldi, Şeyhim teveccüh kıldı. Elestü hitabında cevap verdi ruhumuz Ahd-ü misak vermişiz, Şeyhim hem tecdid kıldı. ■ Huzurlarında iken; "üstadım bana Arş-ı Azami mı, kürs'ü mü gösterecek?" diye kalbinden geçirir. Kutb-ul Aktab, "Mustafa Efendi, umur-ı hayriyeye delalet eden kimse o hayrı işleyen gibi me'cur olur." (Hayırlı işlere vasıta olanlar da aynen o hayrı işleyen gibi ecir kazanır.) derler. Sözlerine devamla, "Cenab-ı Allah seninle bir şahsa hidayet ederse, senin için ondan ecr-i mesûbat o kadar büyüktür ki, (84)

