Sayfa yükleniyor…
Mihmandar.org E-Kütüphanesi
Dergahtan Dürdaneler
Yazar
Sayfa Sayısı
102
Dergahtan Dürdaneler, Haci Hasan Efendi tarafından hazırlanan İslami eserler arasında yer alır. Bu kitap Mihmandar.org E-Kütüphanesi üzerinden okunabilir.
Kitaptan alıntı
T' A K D t M Bu kitap» pek muhterem üstadımızın ebyatını İçerisine almaktadır. ’ üstadımız, H. 1330 (Fİ. 1314)'da Kayseri'nin Yahyalı İlçesi Kavacık Mahallesi’nde dünyaya geliyorlar. Henüz çocukluk dönemlerinde, istikbâlin insanlık örneği olacağını hertürlü tavır ve davranırlarıyla gösteriyorlar. Küçücük yaşıyla herkesin nazarı dikkatini celbeden harikulade hallere sahip oluyorlar. Emsali çocuk larla oynamıyor, halk arasına karışmıyor, kimselerle laubali . olmuyorlar. Daha on yaşına gelmeden İlahî aşkın tesiri kendilerinde izlerini gösteriyor. Daima sohbetlerde bulunuyor, zikrullah meclis lerinde kendilerinden geçiyorlar.. ■ Muhterem babaları (dedem) Şeyh Mustafa Efendi Hazret leri Dereköy'de imam iken, ihvanı ile yaylaya zikrullaha gitmek isti yorlar. üstadımız yalvararak babasından, kendisini de götürmelerini istiyor. Maddî imkânsızlık sebebiyle ayakkabısı olmayan ve yalın ayak gezen oğluna, babası cevaben; "Evlâdım, vakit.akşam, ayağın yalın, belki çalı, diken batar...” diyor. . îlahî Aşkın cezbesi içindekıvranan üstadımız nazik ve mahzun bir eda ile; "Batarsa ayağıma on tane diken batar, onu da annem çıkarır." diye cevaplıyorlar. Bu halden rikkate gelen Şeyh Mustafa Efendi Hazretleri dayanamayarak mübarek ellerini yüzlerine tutup; • ' (1) "İlahi, şu yavrühûh:aşk-i şevkine bakın..." diyerek ağlıyor ve ağla tıyorlar. ’ üstadımız gençlik devresinde ... Yine dedemiz Dereköy’de İken Ceyhan (Adana)'dan bir ziyaretçi gelir. Ziyaretçi dinlediği sohbetlerle coşar, mestolur. Bu arada üstadımızdan da sözedilir. Öyle ki Ceşyhan'lı ziyaretçinin gönlünde:ona karşı bir muhabbet ve görme arzusu belirir, üstadımız Hacı Hasan: Efendi ise Ayvan denilen yerde harman işleriyle meşguldür.. ’Ziyaretçi 6-7 gün beklediği halde görüşemez, sevgi ve muhabbeti daya nılmaz- hale varır. Artık ertesi gün memleketine dönecektir, görüşme arzusunu dedeme açar. Dedem; "Evlâdım, gerçekten arzu ediyorsan, bu arzunu hiç kesme ve kalbinde tut." der. öbür tarafta harman işleriyle uğraşan sevgili Üstadımızın kalbinde de müthiş bir arzu kendisini köye doğru çekmektedir. Adeta haber verilmiş, gelmesi istenmiştir. Nihayet ertesi gün şafak vakti, saman taşıyan hayvanlarla birlikte, yola revan olup, yaya olarak 4-5 saatlik bir yolculuktan sonra köye yaklaşır. Manevi olarak uzak beldeleri seyredebilen Şeyh Mustafa Efendi misafirine; "Haşan geliyor, ben çıkayım da siz görüşün." diye üstadımızın geldiğini haber veriyorlar. Kapıda karşılaşıyorlar. Dedem; "Geldin mi evlâdım?" deyince Üstadımız./ "Geldim babacığım, fakat bizde takat bırakmadınız. Bu nasıl bir çekiş ve cazibe ki, beni bir an bile durdurmadı." cevabını verir. İçeri girer,’misafir hıçkırıklar içinde boynuna atılır. "Haşan Efendi, size kim haber verdi de geldiniz? Allah aşkına bana bu sırrı söyleyinî" diye hayretle sorar, üstadımız tevazu ile; "Sizin gibi kalbi füyuzatla mıknatıslaşmış insanlar, bizim gibi ham demirleri çeker, haber manevi oldu." diye cevap verir. İşte böylece kalplere nûr, gönüllere sürür veren, füyuzat rüzgârlarının estiği,, aşk dolu, mana dolu sohbetlerde yetişen üstadımız Hacı Haşan Efendi Hazretleri" kendilerini hizmete vakfetmiş lerdir. . Akın akın gelen ziyaretçilerden, Ankara’lı birisi de muhterem Üstadımıza intisap edebilmek için, bir keramet izharını arzu etmektedirler. Ancak edefeen kendisine herhangi bir şey demeden cebine bir kontrol kalemi koyarak, herhangi bir elektrik tamiratı ihtiyacı doğarsa ben yapayım düşüncesiyle gelir. Sohbet sona erdikten sonra üstadımız Ankara*lı misafirine dönerek; "Evlâdım, elektriğimizin sigor tası atmış, bir zahmet onu tamir ediver." deyince misafir mahcup bir eda ile ellerine yapışır ve teslim olur. Hayatının her sayfası buna benzer nice ibretâmiz hal lerle dolu olan» aşk menbaı, feyz deryası,…

