Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
TAKDİM Marifet-i îlâhİyye, Hikmet-i Rabbaniyye ve Feyz-i Samedaniyyesini ariflerin kalbine ika ederek Nur-i hakikati» sair . mü'mİnler üzerine ifaza eyleyen Feyyaz-ı Mutlak Hazretlerine namüte nahi hamd-ü senalar olsun» Salât ve selâm, Sahib-i Makam-ı Mahmud olan. Resul—i Kibriya ve O’nun Al ve Ashabının üzerine olsun. Muhammed Es’ad Erbilî Hazretlerinin halifesi, Muhterem Şeyh Mustafa Efendi Hazretleri, velayet makamlarını ihraz etmiş, ahlâk-ı hamide ve evsaf-ı cemile sahibi, kâmil bir zat olup kendile rinin peder—i alîleri Kadiri tarîkine müntesip Hacı Ahmed Hoca Efendi, dedeleri ise Hacı Ûsmanzâde adı ile anılan fazilet sahibi, ulemadan bir insandır. Onun ismi de Hacı Mustafa Efendi*dir. Hacı Mustafa Efendi'ilim okuturlar. Birgün öğrencileri derse gelirken havanın çok soğuk olması sebebiyle ısınabilmek için böğürtlen çalılarını yakarlar. Medreseden çocuklar, ayrılırken durumdan manen haberdar olan hocalarının kendilerine? ’’Yavrularım, böğürtlen çalılarını yakmayın!İçerisinde böcekler ve küçük hayvanat bulunabilir." deyince kusurlarının anlaşıldığını anlayan talebeleri gözlerinden yağmur gibi yaşlar dökerek özür dilerler. Şeyh Mustafa Efendi*nin anne tarafından şeceresi ise bilinebildiği kadarı ile şöyledir. Muhterem valideleri ümmü Gülsüm Hanım’dır. OmmÜ Gülsüm Hanım’ın pederleri ise Baba Hoca namıyla maruf (Seyyid’lerden olduğu tevatüren sabit) müderris, alim, fazıl bir zattır. İşte hem anne ve hem de baba tarafından Seyyid-i-kâinatın nur neslinden gelen Şeyh Mustafa Efendi Hazretleri, otuz sene.Kâdirî ve on sene de Nakşibendî Halifeliği yapmıştır. Anadolu’nun mütevazİ bir köşesi olan YAHYALI’da doğup büyüyen Şeyh Mustafa Efendi’nin adeta bîr feyiz pınarı olan evleri, yıllarca memleketimizin dört bir yanından gelen misafirlerce dolup taşmıştır. Müntesiplerinden bir ihvana, bir dostu; "Efendinize ben de intisap etmek arzüsundayım, ancak kerametini bir tecrübe etmek isti yorum. Acaba müsaade olunur mu?” der. 0 ihvan dest da cevaben; "Bir bü yüğün büyüklüğü kerametle ölçülmez, ancak siz müptedî olduğunuz için isterseniz bir deneyiniz!"der. Şeyh Mustafa Efendi’nin kahveyi çok sev diğini öğrenen o kişi ile ihvanı birlikte Efendi Hazretlerinin ziyare tine gelirken, o zat cebine bir kahve fincanı koyar. Mana alemlerini seyreden Allah dostları,|ziyaretçilerinin ne maksatla geldiğini hiç bilmez mi? Sohbetten sonra misafirlere kahve dağıtılır. Şeyh Mustafa Efendi, kendisine ziyarete getirilen o kişiye dönerek; "İsmail Efendi, bize hediye olarak getirdiğiniz fincanı yeri- (59)

