Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
78 / Bedir Gazvesi ve Enfâl Sûresi Tefsiri Halbuki esirler hakkında ne türlü muamele olun mak lazım geleceğine dair henüz vahy-i İlâhî vârid olmadığından bunlar hakkında re'y ile muâmele olunmak lazım gelirdi. Fahr-i Âlem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz hazretlerinin re’y ile olan işlerde müşavere eylemeleri dâima sünnet-i seniyyeleri İdi. Meclis-i Meşveret'de herkes reyini serbest söyler idi. Ömer ibn-i Hattâb -radıyallahu teâlâ anh- hazretleri Vahy-i İlâhi’ye imtisalde ne kadar sür’at ve salâbet gös terir ise, re’y ile olacak işlerde dahi aslâ hatır ve gönü- le bakmayıp bilâ -tereddüd kat’î reyini verir ve sözünü kesdirir idi. Ekseriya reyinde musıyb (isabetli) olurdu. Nice defa reyi sonradan nâzil olan vahy-i İlâhîye muvafık gelmişdir. Binaenaleyh kendisine «Ömer’uI-Fârûk» denilmişdir ki, Hak ile bâtılın arasını tamamiyle fark ve temyiz edici demekdir. Hazret-i Abbâs'ın fidyesinin terki istizan edilirken ensârın Hazret-i Peygam ber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimîz'e karşı gösterdikleri müstesna nezâket ile ensâr-ı kirâm, «Amcanız Abbâs» demeyip «hemşîrezâdemiz» demişlerdir. Halbuki ensâr Abbâs'ın dayıları değil, belki babası Abdülmuttalib'in dayılarıdır. Çünkü Abdülmuttalib'in anası Selma bint-i Amr Neccar oğullarındandır. Abbâs’ın anası ise Medîne’li değildir ve ensârdan olmadığına siyer mü elliflerinin ittifakı vardır. Şu halde ensârın Abbâs’a dayı olmaları babası Abdülmuttalib'in vasıtasıyladır. Yine Enes ibn-i Mâlik'in rivayetine göre, Bahreyn'den Alâ bin Hadramî, mü him mikdarda haraç malı göndermişdî. Bunun taksimi sırasında Hazret-i Ab bâs -radıyallahu anh- geldi: «- Yâ Rasûlallah, bu maldan bana da bir hisse ver. Çünkü ben vaktiyle hem kendi nâmıma ve hem de Akıyl bin Ebî Tâlib nâmına fidye verdim. Şimdi onun mukabilinde almak isterim!» demişdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz de «Al! diyerek Abbâs -radıyallahu anh-’in ihramının eteği ni dünyalık ile doldurmuşdu.

