Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Muharebenin Kızışması / 53 hak, bir tarafda bâtıl; bir tarafda nûr, bir tarafda zulmet; bir tarafda muvahhîdler, bir tarafda müşrikler duruyordu. Fakat manzara mâzîde aslâ misli sebkat etmemiş bir şekilde pek müessir idi. Bütün dünyadaki yegâne «tev- hid» kitlesinin mukadderatı tehlikede idi. Âlem-i İslâm’ın hayatı Bedir cephesinde bulunan birkaç yüz fedâi muvah- hidin hayatına bağlı görünüyordu. Hazret-i Ebû Bekir henüz İslâmiyyeti kabul etme yen oğlu ilerlediği zaman, kılıncını çekmiş oğluna karşı yürümüştü. Oğluyla mukâtele etmek üzere ruhsat iste diyse de: Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz: «Yâ Ebâ Bekir! Bilmez misin ki sen benim görür gözüm, işitir kulağım menzilesindesin!» buyurarak ruhsat verme di ve yanından ayırmadı. Oğlu Abdurrahman ise bilâhere şeref-i İslâm ile müşerref olub süvari fırka kumandanlığında bulunarak ordu-yı İslâm’da büyük hizmetler görmüşdür. İşte din kuvveti ve aşkı böyle bahadır olan bir evlâda karşı yürümekten geri bırakmamışdı. Hazret-i Ömer de dayısını öldürmek mecburiyetinde kalmışdı. Hazret-i Ebû Ubeyde bin Cerrah da, karşısında ken disini öldürmeye azmeden babasını öldürmek zaruretin de kalmışdı. İki taraf yürümeye ve yekdiğerine yaklaşmaya başladı. Oklar ise iki tarafdan atılmakda idi. O sırada

