Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
38 / Bedir Gazvesi ve EnFâl Sûresi Tefsiri edip elini yer üstüne koyarak: «Burası futanın makteti, şurası futanın makteti..» diye mübarek eliyle gösterdi. Hakikaten haber verdiği kimselerden hiç birinin ölüm yeri gösterilen noktayı şaşmadı. Müşriklerden her hangisi için nereyi mak- tel gösterdiyse o müşrik orada düşüp can verdi. Ehl-i İslâm, Bedir’e yakın kumluk bir mahalde ordu kurdu ki, yürürken insanların, hayvanların ayakları kayardı, ârızalı bir mıntıka olup kumlukda güçlükle gezile- biliyordu. Evvelce Kureyş ordusu gelip Bedir suyunu zabt eylemiş olmasıyla ehl-i İslâm susuzlukdan zahmet çekip şeytan dahi bazılarının kalbine susuzlukdan kırılmak vehmini ilkâ ederek vesvese verdi. Susuzlukdan abdest almak, gusl etmek mümkün olmuyordu. Bununla beraber harb de tahakkuk etmiş idi. Bu zorluklar içinde bulunan müslümanlar Cenâb-ı Hakk'ailticâile: «-Yâ Rab! Düşmanın Kureyş’e karşı bizi mansurve muzaffer kıl! Ey meded ve inâyet dileyenlere yardım eden Allahımız! Bize imdâd eyle!» diye duâya başlamışlardı. Fahr-i Râzî ve müfessirînin beyanlarına nazaran vak’a şöyle zuhur etmişdir: Rasûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Efen dimiz hazretleri akşam vakti Bedir’e varıp ayakları yer tutmayacak derecede kumluk ve kasvet-engiz bir mahal le kondular. Düşmandan son derece havf ve telaşları olduğundan gece uyanık bulunmak istedikleri halde Allah Teâlâ -azze ve celle - hazretleri onlara gayet tatlı ve hafif bir uyku İhsan buyurmasıyla cümlesi birden uyudular ve

