Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Ayef: 38-40 / 169 Hazret-i Ömer zamanında arz-ı hicaz tamâmiyle küfürden tathîr olunmakla âyetin sırrı tamâmen zuhur etmiştir. Rasûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem-’in: «Cezirefü'l-Arab’da iki ayn din bulunmayacakdır!» kavl-i şerifi de bunu teyid etmektedir. Yâhud dînin küllisi, bütün âlemde Allah için olmak murâddır. Çünkü kıtalle emir, fitnenin izâlesi garazına binâen ehl-i imânın her yerde ve her zamanda kıtâle sa’y etmeleriyle emretmekdir. Yoksa kıtâle sa’yin semeresi olan fitnenin zevâli her yerde bilfiil bulunmak ma'nâsına değildir «ki hiçbir zamanda bütün âlemde din bir olmadı» diye itiraz vârid olmasın. Çünkü sa’yin bulunması hiç bir zamanda maksadın husûlünü îcâb etmez. Lâkin bu maksadın husulü için ehl-i İslâm'ın sa’yi vâcibdir. Binâenaleyh sa’y etmedikleri sûretde ehl-i küfrün fitne sinden emin olamazlar demekdir. Hülâsa, kâfirlerin fitnesini kaldırmak her yerde dîn-i İslâm’ı i’lâ etmek için ehl-i küfürle muharebenin vâcib olduğu ve kâfirler küfrü terk ederlerse Allah Teâlâ’nın onların îmanlarına göre mükâfat vereceği ve eğer küfre devam ederler ise ehl-i İslâm’ın onlardan çekinmemesi lâzım olduğu ve Allah Teâlâ’nın İslâmların nâsır ve muîni olduğu cihetle ehl-i İslâm’a nusratını va’d etdiği bu âyet- den müstefâd olmakdadır. Vâcib Teâlâ, kıtâli murâd etdikden sonra kıtalden hâsıl olacak emvâl-i ganîmetin hükmünü beyan etmek üzere:

