Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
168 / Bedir Gazvesi ve EnFâl Sûresi Tefsiri vazgeçer, terk ederlerse muâhaze etmeyin. Zîrâ Allah Teâlâ onların amellerini görücü ve bilicidir. Ve eğer onlar evâmir-i ilâhiyyeyi kabûlden irâz ederlerse endîşe etmeyin. Zirâ Allah Teâlâ sizin müîninizdir. Allahu Zü’l-Celâl ne güzel mevlâ ve ne güzel muîn ve nasırdır.« Yani, eğer kâfirler vâki olan kusurlarından nedâ- met ederlerse işledikleri günahları afvolunur. Anadan yeni doğmuş gibi olurlar. Zîrâ islâmiyyetden evvelki günahlarını ¡slâmiyyet mahv u izâle eder. Hukûk-ı ıbâdı da izâle etmesi hakkında ihtilaf varsa da esah olan, ¡slâ miyyet hukûk-ı ıbâdı da izâle eder. Kelime-i tevhîd, en büyük cinâyet olan küfrü izâle edince, küfrün mâdûnu olan hukûk-ı ıbâdı da mahvede ceği evleviyyetle sâbit olur. Amma, hukûk-ı ıbâdın sukûtu, Vâcib Teâlâ'nın hak sâhiblerine haklarına mukâbil başka lutuf ve İhsan etmek suretiyle irzâ (râzı) edeceğinden hak sâhiblerinin hakları da zâyi olmaz. ikinci âyetde dînin küllîsi «dîn-i vâhid» olarak Allah Teâlâ için olması ile murâd: Arz-ı Hicaz’da dînin küllîsi Allah için olmakdır. Eğer murâd-ı îlâhî, bütün âlemde dînîn küllîsi Allah için oimak lâzım gelse idi; bütün âlemde kıtal ile bera ber küfür zâil olur ve din de ancak İslâm dini olurdu. Halbuki nefs’ül-emir (işin hakıykatı) bunun hılâfınadır. Şu halde murâd, arz-ı Hicaz’da dînin küllisi Allah için olmakdır.

