Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Kur'an ve Muttakîler / 65 Sonra Ömer -radıyallahu anh-’ın elini tutarak: - Merhaba ey Benî Âdiyy’in efendisi, merhaba ey dîninde kavî olan Fâruk! Canını ve malını Rasûlullah’a fedâ eden zât, dedi. Sonra Ali -radıyallahu anh-’ın elini tutarak: - Merhaba ey Rasûlullah’ın amucasının oğlu ve da madı! Rasûlullah’dan sonra Benî Hâşim’in efendisi! de mekleAli ona: Ey Abdullah! Allah’dan kork ve münâfıklıketme! Çün kü münâfıklar Allah’ın yarattıklarının en belâlısıdır! dedi. Abdullah bin Übey ona mukabeleten: Yavaş ol ya Eba’l-Hasen! Nasıl olur da bana bu lâfı söylersin? Vallahi bizim îmanımızda sizin îmanınız gibi, tasdikimiz sizin tasdikiniz gibidir, dedi. Sonra İbn-i Übey Müslümanlardan ayrılıp yoldaşla rıyla yalnız kalınca: «Yaptığımı nasıl buldunuz? İşte siz de onlarla karşılaşdığınız vakit benim yaptığımı yapın. Onların yüzüne gülüp medhiye düzün!» diye tavsiyede bulunması üzerine münâfıklar: «İçimizde sen bulundukça biz bir zarar görmeyiz» dediler. Müslümanlar dönüp Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanına vardılar, İbn-i Übeyy’in yaptığını haber verdiler. Bunun üzerine bu âyet-i celîle nâzil oldu: «Onlar şeytanlarıyla yalnız kaldıkları vakit biz sizinle berabe riz, onlarla istihzâ ediyoruz» derler. Şeytanlarıyla yani înad ve temerrüdde şeytanlar misillû arkadaşları, küfürde

