Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
Sulh ve Selâm / 291 bir husus rivâyet edilmiştir: Adamın biri kırk (40) sene oruç tutar, sonra Allah’dan bir ihtiyaç ister, fakat bu is teğine icabet edilmez. Bu zât nefsini kötüler ve nefsini kasdederek, «ey şer sığınağı bu senin kötülüğündendir” der. Bunun üzerine o zamanın peygamberine vahyedi- lerek bu kişiye şöyle demesi emredilir: «Senin nefsini öldürmen, benim için kırk (40) sene oruç tutmandan daha sevimlidir.» Şunu iyi bil ki; Allah’ın «Ey îman edenler! Hep birden İslâm’a girin» kavlinde bir umûmî, bir de husûsî mâna vardır: Umûmî mana, îman eden bütün mü’minlere şâmil bir hitabdır. Yani, ey mü’minler! İslâm’ın zâhirî ve batınî şartları içerisine girin. O’nun şartları da Efendimiz -sal- lallahu aleyhi ve sellem-’in söylediğidir: - «Müslüman o kimsedir ki, Müslümanlaronun elin den ve dilinden zarar görmez, mü’min de, insanların iti madını kazanan kimsedir.» Husûsî mânaya gelince, bu da insanın, şahsile bir likte bütün zâhirî ve batınî uzuvlarına yapılan hitabdır. İnsan, bilfiil, bütün azalan ile İslâm’a girmelidir: Göz bakarken, kulak duyarken, ağız yerken, el tutarken ve ayak yürürken Allah’ın emrine tamamen, teslîm olmalı, nehiylerinden sakınmalıdır. Hatta mâlâyâ’niyi (kendini ilgilendirmeyeni) tamamen terketmelidir.

