Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
290 / Bakara Sûresi Tefsiri Rivayet edilir ki: Abdullah b. Selâm ve arkadaşları nın Tevrat hükümlerinden, Cumartesi'ye saygı, devele rin etleri ve sütlerini haram kabul etme gibi bazı şeylere bağlılıkları devam ediyor ve bunlardan vazgeçmenin İslâm’da da mübah olduğunu zannediyorlardı. Bu inanış her ne kadar kendi şeriatlarında vacîb ise de, daha önce ki âdetlerden ayrılmak kendilerine garib geldiği için bunun helâlliğine inanarak bu inanç üzere devam edip dediler ki: «Ey Allah’ın Rasûlü! Tevrat da Allah’ın kitabıdır. Bize müsâade et de, gece namazımızda ondan okuyalım.» Bunun üzerine Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki: - «Neshedilen hiç bir şeye iltifat etmeyin, kendi telif ettiğiniz şeyleri bırakın, bunları bırakmayı bir gariblik se bebi saymayın. Zirâ Hak’la (Allah ile) beraber gariblik ola maz. Bu ancak şeytânın süslemesidir. Şeytânın adımları ardına düşmeyin. Zirâ o, sizin apaçık düşmanmızdır.» O halde mü’min, Allah’ın emirlerine boyun eğmeli, hevâ hevesten ve şeytânın izlerine tâbi olmaktan sakın malıdır. Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-’den şöyle rivâyet edilmiştir: - Allah -celle celâlüh- ümmetimden açıkça şikâyet etmektedir ve şöyle buyurmaktadır: “Ben, şeytanı onlar için huzûrdan kovdum. Fakat onlar, bana isyân ve şey tana itaat ediyorlar. ’’ Binâenaleyh, şeytânı kovmak ve nefsi dâima itihâm etmek, tâatlerin en büyüğüdür. Nitekim bu konuda şöyle

