Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
148 / Bakara Sûresi Tefsiri nı emretmişdi. Musa’nın mükerrer davetlerine icâbet edip îman etmedi Musa Cenâb-ı Hakka arz-ı hâl ederek: - Yâ Rabbî, ben onu bu kadar davet ediyorum da icâbet etmiyor. Ben onda bir hayır görmüyorum, dedi. Allah Teâlâ da: - Her halde sen onun helâkini istiyorsun ve sâdece küfrünü görüyorsun. Ben onun kapısına yazdırdığını da görüyorum, buyurmuştur. Allah’ın ismini süveyday-ı kalbine yazan kimse ise rahmete daha lâyıkdır. Sadece kapısına bir kere O’nun ismini yazdırana Cenâb-ı Hak bu kadar mühlet verirse kendi ism-i celîlini kalbinin kapısı üzerine nakşedene neler vermez? Böyle bir kimsenin duâsı muhakkak müs- tecâb olur. Duânın müstecâb olmasında ilk şart helâl lok ma ile ıslâh-ı bâtın eylemek, son şort da ihlâs ve huzûr-ı kalbe sâhib olmakdır. Yani Cenâb-ı Hakk’a tam teveccüh etmekdir. Şeyh Muhammed Muhyiddîn Üftade -kuddise sir- ruh- demişdir ki: «Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sel- lem-’in sünnetlerine riâyet eden, umulmadık zamanlarda büyük şeylere nâil olur. Haccac zamanında bir kuraklık olmuş, uzun aylar boyunca bir damla yağmur düşmemiş- di. İçlerinden birisi dedi ki: «Eğer bu güne kadar ikindi namazının sünnetiyle yatsı namazının ilk sünnetini terk etmemiş bir kimse çıkar da duâ ederse Allah yağmur verecekdir.»

