Sayfa yükleniyor…
Sayfa metni
israiloğulları / 139 Fir’avn hânedânı bunca korkularına ve zulümlerine rağmen Allah’ın kazasından hiç bir şeyi def edemedi ler. Fir’avn bütün gücünü toplayıp kollarını paçalarını sıvadı, o kadar didindi, fakat Musa’nın doğmasına ve yetişmesine mâni olamadı. Çünkü Allah nûrunu tamam- layacakdır. Bunda peygamberlerini üzen Benî İsrail’e büyük bir belâ, verilmesi pek güç bir imtihan vardı. Nefislerinin mez- mûm desiseleri, zulümâtı, son derece bozulan ahlâk-ı ictimâiyyeleri ve peygamberlerinin Allah’dan getirdikleri emirlere alabildiğine itiraz etmeleri ve yapmamakda di renmeleri onları perişan etmişdi. Her emrine itaat etmeleri gereken peygamberlerine ne türlü itiraz etdikleri bu sûre-i celîlenin 55 nci âyetinden itibaren aşağıda tafsil olunacakdır. Bu âyet-i celîlede tenbîh olunmaktadır ki, kullara sürûrlu ve kederli zamanlarında gelen nimetlere dâimi şükür, musibetlere ise sonsuz sabır ve tahammül göster mek lâzımdır. Çünkü şükredilmezse nimet azaba, sabre- dilmezse musibet helâke döner. Eğer îman gözü ile bakılır ve tedebbür edilirse görülür ki, musibetler Allah’a duâların azaldığı, ibâdetlerin terk olun duğu, masıyetlerin artdığı vakitlerde umumî olarak gelir ki bunu Allah, kullarının nimet bolluğuna ve afiyet devamına kavuşmaları ve nimete şükür hâli içinde kendine dönmele ri için duâ etsinler, niyazlarını artırsınlar diye yapar. Eğer kullar basîretlenip uyanmazlarsa bu hal uyanıncaya kadar devam eder. Çünkü Allah’ın murâdı kullarının kendisine

